Arap Baharı

Arap Baharı olarak bilinen hareket 2010 yıllının 17 Aralık gününde ilk olarak ortaya çıkan bir eylem olarak görülmektedir. Tüm Arap coğrafyasında ortaya çıkan bu hareketlilik ilk olarak Tunus’ta bir gencin kendini yakmaya başlaması ille ortaya çıktı. Bu protesto gösterileri zamanla Mısır, Libya, Suriye, Bahreyn, Ürdün ve Yemen’de de görülmeye başladı.
Tunus’taki başlangıç hareketi olarak mühendislik eğitimi gören Muhammed Buazizi’nin sebze sattığı esnada bir zabıtanın yanına gelmesi be ruhsatsız olduğu için tokat atması ateşleyen fitil olarak görüldü. Yapılan hakaret sonrasında da Muhammed Buazizi; kendisini valilik binasının önünde yaktı. Bu yüzden tüm halk ayaklanarak meydanlara indi. Bu gelişme taşların yeniden şekillenmesi ve Arap ülkelerindeki değişimin görülebileceğinin de bir işareti olarak da görülecektir.

Tunus’ta gerçekleşecek olan protestolar Zeynel Abidin Bin2i de endişe içerisine sokuyordu. Devlet başkanının görevinden ayrılmasını isteyen halk sokaklara dökülerek isyan çıkarmaya başladı. Bu olaylar üzerine Tunus genelinde 200 kişi hayatını kaybetti: olağanüstü hal ilan edilerek sokağa çıkma yasağı ülkenin her noktasında uygulandı. 14 Ocak günü Zeynel Abidin protestolar sonrasında istifa ettiğini belirterek ülkeden kaçtı. Yasemin devrimi olarak anılmaya başlayacak olan bu hareket oldukça etkili sonuç vererek halkın yönetimi üzerindeki etkisini de önemli ölçüde kanıtlayabilecek cinsten bir girişim olduğunun da göstergesi olarak kabul gördü.


25 Ocak 2011 tarihinde de Tahrir Meydanı’nda Arap Baharı Mısır içerisinde de kendini göstermeye başladı. Öfke Günü olarak tarihe geçen bu zaman diliminde de halkın işsizlik, açlık ve yönetim sorunlarına karşı baş kaldırması durumu ortaya çıktı. Bu devrim de Hüsnü Mübarek’in devrilmesi ile son bulan bir eylem olsa da Mübarek’ten sonra seçimle gelen Muhammed Mursi’nin kaderi de aynı şekilde sonuçlanacaktı. Mursi’nin yetkileri yeniden tek elde toplaması üzerine Sisi yönetime el koyarak darbeyi hayata geçirdi. Ülke içerisindeki usulsüzlükleri ortaya kaldırmaya başlayan Sisi; hem ülkenin başkomutanı hem de cumhurbaşkanı sıfatlarını taşıyarak; Mısır’ın yeniden güç kazanması adına da harekete geçmeye devam etti. Böylelikle bu ülkedeki hareketlenmeler de son bulmuş oldu.

Facebook Üzerinden Yorum Yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir