Uludere Olayı

Uludere Olayı olarak bilinen tarihi gelişme aynı zamanda da Roboski Katliamı olarak da bilinerek 28 Aralık 2011 tarihinde Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı olan Ortanca köyü yakınlarında gerçekleşmiştir. Bu köyün yakınlarına yapılan hava saldırısı F16’larla gerçekleştirilmiş ve sonrasında da kaçakçıların ölümü ile neticelendirilmiştir. Bu olayda hayatını kaybedenlerin sayısı 34 olarak bilinmiş kaçakçıların bulunduğu saldırı altındaki ekipten sadece Servet Encü’nün kurtulduğu da belirlenmiştir. Çok büyük bir istihbarat zafiyeti olarak adlandırılan Uludere Olayı; Türkiye tarihinin kara bir lekesi olarak ifade edilmiştir. Kaçakçı olan ekibin terörist bir grup olarak adlandırılması sonucunda bombalama eylemlerinin başlaması…

Selahaddin Eyyubi

Selahaddin Eyyubi; tam adı El-Melik el-Nasır Ebu’l Mu?affer Selahaddin Yusuf bin Necmeddin Eyyub olan ve Eyyubi Hanedanlığı’nın kurucusu olan hükümdar olarak tarih sahnesindeki yerini almıştır. En önemli başarısı olarak 2 Ekim 1187 tarihinde Kudüs’ü Haçlıların elinden alarak Hıttin Savaşı’nda onlara üstünlük kurmasıyla daha da ün salarak Dünya çapında başarılı olan bir kumandan olarak görüldü. Bunun yanında da Üçüncü Haçlı Seferi’ni de durdurarak; ne kadar başarılı olduğunu bir kez daha kanıtlamayı başardı. Askeri başarılarının yanı sıra aynı zamanda da ne kadar İslam şeriatına bağlı olduğunu da gösteren Selahaddin Eyyubi; Avrupa’da ortaya…

Lale Devri(1718-1730)

Osmanlıda 1718 Pasarofça Antlaşması ile başlayan ve 1730 Patrona Halil İsyanı ile son bulan on iki yıllık dönemin adıdır Lale Devri. Bu devir, zenginliğin, estetiğin, lüksün, sevk ve sefanın dönemidir. Halkta sınıflar arası farkların arttığı, zenginlerin çok zengin fakirlerin ise çok yoksullaştığı bir dönemdir. Lale Devri sanatıyla, dönemde yaşayan kıymetli isimleriyle oldukça kısa ama ilgi çekici bir dönemdir. Lale devrinde en göze çarpan özellik sanatta ve mimaride, genel olarak yaşamın tüm alanlarında Osmanlı’nın geleneksel özellikleri bir kenara bırakılarak Avrupa’dan alınan örneklerle yola devam edilmiş olmasıdır. Batılılaşmanın arttığı ve abartıldığı bir…

Kurtuluş Savaşında Bir Kadın Kahraman: Kara Fatma

Tarihin en meşru, en haklı savaşlarından Kurtuluş savaşı ile koca bir enkaz içerisinden çağdaş bir devlet ortaya çıkarmak için halk kadın, erkek, yaşlı, genç demeden tüm gücünü, varını ve yoğunu ortaya koymuştur. Bu akıllara kazınan bir milletin en kıymetli mücadelelerini içeren Türk Kurtuluş Savaşında sayısız isim vardır saygı ile anılması gereken. En az erkekler kadar gerek cephede gerek cephe gerisinde kadınlar da öyle mücadeleler verdiler ki kadının gücünün en güzel simgelendiği örneklerdir bunlar. Kocasıyla birlikte cephelerdeki savaşından, kurduğu 15 kişilik çetesiyle verdiği mücadelelere, Kurtuluş Savaşı’nda bir kadın kahraman: Fatma Seher…

Molla Kabız Olayı

Molla Kabız Kanuni Sultan Süleyman devrinde istanbula iran taraflarından gelen bir kişidir bu zatın ise tarihteki yeri bir gün istanbulda verdiği bir vaazda. Hz.İsa’nın Hz.Muhammed’den daha üstün olduğunu iddia etmesiyle başlamıştır. bu vaaz ise döneminde istanbul içinde büyük bir karışıklığa sebep olmuş ve halk üzerinde büyük bir etkiye yol açmıştır. halk tarafından bu zaat üzerine bir çok şikayette bulunulması sebebi ile Damat ibrahim Paşa tarafından divana çağrılır. bu divan Molla Kabız Hz.Muhammed’e saygısızlık ettiği sebebi ile yargılanır. Molla’yı yargılayanlar ise dönemin Anadolu ve Rumeli Kazaskeri Fenarîzâde Muhyiddin Çelebi ve Kadirî…

Çerkez Ethem İsyanı

Çerkez Ethem İsyanı; Milli Mücadele döneminde ortaya çıkan bir isyan olsa da diğer ayrılıkçı faaliyetlerden farklı bir hedef uğruna şekillenmektedir. Çerkez Ethem İsyanı; vatan savunmasının düzenli orduyla gerçekleştirilmesine tepki gösterilen bir faaliyet olarak öne çıkmaktadır. Çerkez Ethem ve yandaşlarının düzenli ordu içerisinde yer almak istememesi bu durumu ortaya çıkarmıştır. Çerkez Ethem İsyanı’nın Sebepleri Çerkez Ethem emrindeki kuvvetlerle beraber Yozgat Ayaklanmasını başlamış; Yozgat Valisini de yargılamak üzere bulunduğu yere çağırtmıştır. Ancak bu emri Mustafa Kemal Atatürk tarafından reddedilmiştir. TBMM tarafından savaş suçlularını yargılamak üzere kurulan İstiklal Mahkemeleri; Çerkez Ethem tarafından kabul…

Kardak Krizi

1996 yılında patlak veren ve Türkiye ile Yunanistan arasındaki bağları kopma noktasına getiren Kardak Krizi; Türk bandıralı bir geminin Kardak Kayalıkları mevkisinde karaya oturmasından dolayı Türk ve Yunan kurtarma gemileri anlaşmazlık yaşayarak siyasi bir sorunun ortaya çıkması durumu söz konusu olmuştur. 25 Aralık 1995 tarihinde ortaya çıkan bu olay sonrasında Yunanistan ordusu; olayın kendi karasuları içerisinde olduğunu iddia ederek; doğudaki adaya asker çıkararak bayrağını dikti. Türk ordusu da Yunanlıların bu hareketine karşılık verdi. Zamanın başbakanı olan Tansu Çiller’in “O bayrak iner, o asker gider” sözü tarihe kazındı. Türk Silahlı Kuvvetleri’ne…

Afife Jale: Sahneye Çıkan İlk Müslüman Türk Kadını

İstanbul’un Üsküdar semtinden orta halli bir ailenin çocuğu tarihe adını sahneye çıkan ilk Müslüman Türk kadını olarak yazmayı başardı. karşısına sunulan tüm imkansızlıklara rağmen pes etmeden ilerleyen nice güçlü Türk kadınından sadece bir tanesi o. Hayallerine, hedeflerine bağlı ve kendine inanan herkes gibi o da başardı. Yasaklara ve zorluklara baş eğmedi. O Afife… Afife Jale… Afife Jale’nin Hayatı 1902 senesinde İstanbul Üsküdar’da dünyaya geldi Afife. orta derecede bir ailenin çocuğuydu. İstanbul Kız Sanayi Mektebinde eğitim görmekteyken bile içinde durduramadığı tiyatro aşkı vardı. Dönemin özelliklerine bakılırsa Türk ve Müslüman kadınların sahneye…

Misak-ı Milli ve Atatürk’ün Misak-ı Milli Anlayışı

Tarihteki her savaşın iki temel ayağı bulunur. Savaşın görünen yüzü ve herkes tarafından en önemli kısmı olduğuna inanılan tarafı silahlı mücadele kısmıdır. En az silahlı mücadeleniz kadar teorik ve ilkesel bakışınızın net ve belirlenmiş olması da bu teori ve ilkelerin mantık ve öngörü ile belirlenmiş olması da büyük önem taşır. Mustafa Kemal Atatürk savaşa dair bu yaklaşıma gayet aşina bir komutandı. O silahlı mücadele kadar, savaşın teorik ayağıyla da ilgileniyor bu alanda da düzenli olarak çalışmalarda bulunmaktan geri kalmıyordu. Bu çalışmalardan birisi de Misak-ı Milli idi.   “Misak-ı Milli” dediğimiz…

1402 Ankara Savaşı

Türk dünyası için oldukça önemli bir dönüm noktası olarak görülmekte olup; Osmanlı’nın kısa süreli bir dağılma dönemi içerisine girmesine de neden olmaktadır. Timur Devleti ile Osmanlı’nın Türk Dünyası’nın en güçlü devleti olmak için verdiği bu mücadele; savaş tarihi için de önemli bilgileri içerisinde barındırmaktadır. Ankara Savaşı Öncesi Taraflar Ankara Savaşı öncesinde Osmanlı Devleti; Anadolu’da Sivas’a kadar ilerlemiştir. Aynı zamanda da Balkanlarda da üstün bir konumda yer alarak merkeziyetçi bir yapıyı sağlamıştır. Timur İmparatorluğu ise Orta Asya’dan gelerek Anadolu’ya kadar olan bölgeyi fethetmiştir. Kendini İlhanlı Devleti’nin de mirasçısı olarak gördüğünden dolayı…

Şeyh Bedrettin, Düşünceleri ve İlk Sosyalist Hareketler

Şeyh Bedrettin

Hakkında çok fazla kaynak olmamasına karşın, Şeyh Bedrettin, sağlam bir medrese eğitimi görmüş, daha sonra da tasavvuf yolunu seçerek, ünlü bir mutasavvıf olmuştur. Ancak XV. Yüzyıl başında Fetret döneminin kapandığı sırada, Osmanlı devletine karşı olan bir başkaldırma hareketinin önderliğini yapmıştır.   Bu hareket, devletin temsil ettiği medrese zihniyetine, Sünni anlayışa karşı, Şii ve Batıni eğitimleri de temsil eden bir tasavvuf düşünürünün, bir kısım yoksul halkla birlikte yaptığı bir başkaldırma niteliği taşımaktadır.   Şeyh Bedrettin, Osmanlı’da yaşayan insanlar arasında din farkını ortadan kaldıracağını, haram sayılan bazı şeyleri helal kılacağını belirtmekteydi. Ayrıca…

Lozan Barış Antlaşması – Nedenleri ve Sonuçları

Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, Lozan gibi kesin barışın yapılması bir yıl kadar sürmüştür. Barış görüşmelerine katılmak üzere, Yusuf Kemal Bey’in istifa ettirilmesiyle boşalan Dışişleri Bakanlığı’na 26 Ekim 1922 tarihinde İsmet Paşa atanmıştır. İtilaf devletlerinin, toplanacak barış konferansına İstanbul hükümetini de çağırmaları, padişahlığın kaldırılmasının hızlanmasına neden olmuş ve 1 Kasım 1922 tarihinde saltanat kaldırılmıştır. Böylelikle üstünde yalnızca halifelik ünvanı olan VI. Mehmet Vahidettin, can güvenliği olmadığını iddia ederek yurtdışına kaçmış ve İngilizlere sığınmıştır. Onun yerine, TBMM tarafından, Milli Mücadeleye karşı hemen her zaman olumlu davranan Veliaht Mecit Efendi halife seçilmiştir. Bu arada,…

Kutsal Su Rakı – Eski Türklerde İçki Kültürü

Köksel bütünlükleri kavramadan, Türk inanç yapısını ve kültürünü tanımak olası değildir. Bu özgün kültürel derinlik, Türk toplumunun doğa tutkusunu da açıklığa kavuşturmaktadır. Rakı gibi içkiler, eski şaman Türk toplumlarında sağlık alanında kullanılmaktaydı. Her ne kadar ilkel olsa da, bu yalın insancıl yaşam anlayışı, bugün Avrupa’nın ilgi alanındadır. Şaman, bilinçaltını açığa çıkaran bir uzman hekimdir. Tütsüler, danslar ve müzik bu nedenle törenlerin araçlarıdır.   Bu törenlerde olsun, diğer gelenek ve göreneklerde olsun “Rakı” temel içecektir. O, adeta bir toplumsal simgedir. Ölü definlerinin ardından, ölü evinde yemek yeme geleneğinde rakı da vardır.…

Kürdistan İdeali ve Şeyh Said İsyanı

İsyanın nedenlerinden biri olan, sınırları belli edilmiş Kürdistan Devleti

Abdulhamit zamanından beri bir Kürdistan ideali mevcuttu. Buna vakıf olan Abdulhamit, bir taraftan Kürtler’i, Ermeniler’e karşı bir denge unsuru olarak elde bulundurmak, bir taraftan da onların kötü emellerine mani olmak için Kürt ileri gelenlerinin gönlünü okşardı.   Bu nedenle onlara rütbeler, imkanlar vermiş, Kürtlerin harekete geçmelerine mani olmuştur fakat Kürdistan ideallerinin gerçekleşmesine de zemin hazırlamıştır.   1917’den sonra, İngilizler’in kendi menfaatleri için, Kürt ileri gelenleri nezdinde “Kürdistan devleti kurmaları, bu hususta harekete geçilirse kendilerine yardım edileceğini vadetmeleri” Kürtlere cesaret verdi ve birçok Kürt cemiyetleri kuruldu. Bunlar arasında en meşhuru “Kürt…

2001 Krizi ve Kemal Derviş Kanunları

Türkiye’nin “Kara Çarşambası” olarak da bilinen 2001 krizi, ülkede büyük değişikliklerin yaşanmasına neden olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük ekonomik krizi olarak tarihe geçmiştir. Oluşma nedenleri 90’lı yılların ortalarından beri süregelse de yaşanan siyasi kriz, pimi çeken son nokta olmuştur. Yani 2001 krizi nedeni, sanıldığı aksine Ecevit – Sezer gerginliği değildir. Bu gerginliğin patlak vermesi, bardaktan taşan son damla olarak ele alınabilir. Nedenlerini genel olarak ele alacak olursak; Körfez Savaşı, 1994 krizinden arta kalanlar, 1998 Rusya krizi, Marmara ve Düzce Depremleri ile büyüyüp, Ahmet Necdet Sezer ve Bülent Ecevit arasındaki siyasi…

İstiklal Hareketleri ve 1804 Sırp İsyanı

Sırp İsyanı, Osmanlı içindeki ilk isyan hareketlerinin başlangıçlarından biri olarak algılanabilir. Bir taraftan Osmanlı’nın içler acısı hali, bir yandan Avrupa’nın dev adımlar ile tekamül etmesi, Fransız İhtilali’nin etkisinin sınırlarımız içinde giderek yayılması, diğer yandan önemli jeopolitik konumlarda gözü olan devletlerin devamlı tahrikleri, Osmanlı sınırları içinde İstiklal Hareketleri’ni doğurmuştu. Sırbistan devleti, 1460 yılında Fatih zamanında yapılan üç sefer sonunda idaremiz altına alındı. Küçük çaplı isyanlar dışında, 1804 yılına kadar müstakil bir devlet çıkarmak için isyan çıkarmamışlardır. Çünkü Sırplılar da, diğer milletler gibi din, dil, idare, kültür bakımından tamamen serbest bırakılmışlardır. Kendi…

Türk Uçak Tarihi ve Vecihi Hürkuş

Türk Uçakları

Vecihi Hürkuş dan bahsetmeden önce Türk hava tarihinde neler yaşanmış, kısaca inceleyelim. Vecihi Hürkuş, 14 ayda arkadaşlarının yardımıyla sadece motoru Yunanlardan kalma uçaklardan temin ederek ilk yerli uçağı yapmıştır. Askeri vesayet altında yapılan bu uçağa Vecihi K-6 adını vermiştir.   Teyyare Motor Türk Anonim Şirketi, tarihler 15 Ağustos 1926’i gösterirken Türk Teyyare Cemiyeti ve Alman hava şirketi ortaklığıyla açılmıştır. Bu şirket, on binlerce uçak üretmiştir. Eskişehir’de kurulan bakım ve revizyon atölyesi, fabrika olarak adlandırılmıştır. Akabinde bazı uçakların montajları da burada gerçekleşmiştir. 1936 yılında Nuri Demirağ, İstanbul Beşiktaş’ta uçak atölyesini kurmaya…

Mülkiye Memurları ve Enderun Mektebi

Militarist bir devlet olan Osmanlı imparatorluğunda askeri, mülki idare ve haklar tek şahsın elinde toplanmıştı. Devletin, sancak beyinden tutun, mülkiye memurları, idare sahipleri, sadrazamlık makamına kadar bütün mevkileri, sarayın içindeki Enderun Mektebi içinde yetiştirildi. Gayrimüslim ailelerin devşirilen çocukları, önce Türk ailelerin yanına verilir, burada lisan ve islam dinini öğrenirdi. Sonra alınarak Acemioğlanlar Ocağı’na verilirdi. Birkaç sene sonra buradakiler yetişince, saraydan tayin edilen bir ağa gelir, yüzünde meymenet gördüğü kişileri Enderun’a alırdı. Yedi sınıftan ibaret olan Enderun Mektebi’nde dini ilimlerden başka birçok şey öğretilirdi. Terbiye, ahlak, bir kumandanın bilmesi gereken ilimler,…

Patrona Halil İsyanı – Arnavut Ayaklanması

Osmanlı devleti birçok isyan ve istila yaşamıştır. Bu isyanlardan en önemlileri arasında Patrona Halil İsyanı da bulunmaktadır. 28 Eylül 1730 yılında başlayan bu isyan, Patrona ismi nedeni ile bir halk ayaklanması olarak bilinmektedir. Bu isyanı başlayan Patrona Halil aslen bir Arnavut’tur. Rumeli ve Leventlikte de yeniçerilik yapan Patrona Halil Vidin’de ortaya çıkan yeniçeri ayaklanmalarına katıldığı için idam cezası almıştır. Ancak idam cezasından kısa bir sürede kurtulan Patrona Halil, İstanbul’a gelmiş ve gönüllü olarak yeniçeriliğe devam etmiştir. Sürekli olarak alkol aldığı için İstanbul’da meyhaneler ile arasının iyi olması isyancıları buralardan topladığını…

Vak’a-yı Hayriye – Yeniçeri Ocağı’nın Kaldırılması

Her devlette ve imparatorlukta, devlete bağlı kurumlardan biri isyan çıkartıp içişlerini zora sokmuştur. Osmanlı Devleti içinde Yeniçeri Ocağı bu örneği kapsar. Asırlar boyu Yeniçeri Ocağı’nın Osmanlı Devleti’ne çıkarttığı zorluklar yüzünden, artık bu ordunun ilga edilmesi 19. Asırda zaruret haline gelmişti. İmparatorluğun bekası için, talimli bir orduya olan ihtiyaç her geçen gün artıyordu. Bu fikirde olanların başında II. Mahmut vardı. II. Mahmut yeniçeri isyanı sonunda tahta çıkarılmış, sonra da IV. Mustafa’yı katletmek suretiyle tahtta kalabilmişti. 1821 – 1825’e kadar koca imparatorluğun orduları, yani yeniçeriler, ne de olsa derme çatma olan Rum…

Grek Projesi – Elen Devleti Ütopyası

Rusya İmparatoriçesi II. Katerina’nın, 1779’da bir erkek torunu doğmuş ve ismini kasden “Konstantin” koymuştu. (Konstantin bir yerden tanıdık geliyor mu ?) Hayalinde canlandırdığı Elen Devleti’nin başına, torununu getirmek istiyordu. Bu Ellen Projesi için, gizli bir taksim projesi hazırlandı. Eflak ve Buğdan “Daçya” ismi çatısında birleştirilecek, Avusturya himayesine verilecekti. Bosna, Sırbistan ile Banat ve Küçük Eflak Avusturya’ya ilhak edilecekti. Ege Denizi’ndeki bazı adalar Bulgaristan’a, sahil boyunca Dinyester’e kadar olan arazi Rusya’ya ilhak ediliyordu. Geride kalan Osmanlı arazisinden, bilhassa Avrupa ve Anadolu’daki arazi birleştirilerek merkezi İstanbul olmak üzere bir Elen Devleti (Helen…

Köy Enstitüleri Kapatıldı, Çünkü..

Köy Enstitüleri Kapatıldı, Çünkü..

Köy Enstitüleri Türk icadıdır. Köy Enstitülerinde her şeyi yaparak ve yaşayarak öğrenmek ilkesi egemendi. Tebeşirden domatese hepsini kendimiz yapıyorduk. Sonra onları satıp mesela mandolin alıyorduk. Mesela Dicle Köy Enstitüsü’nün 105 mandolini vardı. Bir çalgı aleti çalmak zorunlu değildi ancak köylüyü kazanmak için de önemliydi. Bir düğün veya dernekte benzeri çalgı aleti çalmak önemliydi. Yoksa köylü kapalıdır. (Köy Enstitüsü mezunu Osman Şahin ile 7 Haziran 2011 tarihinde yapılan görüşmeden) Kapatıldı çünkü, halk cahil olsun istendi. Okuduğum okul Ortaklar Köy Enstitüsü’ne (şimdi ki adı Ortaklar Fen Lisesi) ithafen.. Köy Enstitüleri’nde İlk Gün…

Türklerin İslamiyet’e Geçişi

Türkler ve İslamiyet

Türklerin İslamiyet’e Geçişi İslamiyet ‘in doğduğu dönemde, Çin saldırıları sonucu birliğini kaybeden Göktürk Devleti yerine birçok yeni Türk devleti kurulmuştu. Yeni kurulan devletlerin bir çoğu Gök Tanrı, Manihaizm ve Budizm gibi dinleri benimsemişti. Türkler, 642 yılında Nihavent Savaşı’ndan sonra ilk kez Müslüman Araplarla karşı karşıya geldiler ve bu zamandan itibaren İslamiyet’le ilgili bilgi edinmeye başladılar. Türklerin Araplarla karşılaşmalarıyla birlikte İslam dinine giriş süreci de başladı. Ancak İslam, Türklerin tamamına aynı zamanda tebliğ edilmedi. Bu sebeple Türklerin bir kısmı İslam’la muhatap olurken diğer bazı Türk toplulukları, böyle bir dinden uzun bir…

Türklerde Eski Tanrı İnançları | Budizm

Budizm

Budizm Dünyada İslamı kabul eden topluluklar içerisinden bazıları güçlü bir Budizm dinini benimsemiş geçmişe sahiptir. Bunlar Türkler, Afganlar, Pakistanlılar, Endonezyalılar ve Malay’lardır. Türki Şahlar Budizm’i kabul eden en erken Türk topluluğu Türkî Şahlardı. Kuzeybatı Hindistan’da 3. yüzyılın ortalarından dördüncü yüzyılın başına kadar hüküm sürdüler. Daha sonra batıya yol alarak bugünkü modern Afganistan’ın merkezine, oradan da beşinci yüzyılın ortalarında Kuzey ve Orta Pakistan’a doğru yerleştiler. Hem Hinayana hem de Mahayana’nın karışımı olan bir Budizm anlayışını korudular. Geç VIII. ve IX. yüzyıllar boyunca, Türkî Şahlar Tibet İmparatorluğu’nun vassalı ve müttefikleri haline gelerek…

Türklerde Eski Tanrı İnançları | Maniheizm

Maniheizm

Maniheizm’de Tanrı’ya yer yoktur. “ Maniheizm’de Tanrı’ya yer yoktur. Aksine Aydınlık ve öfkeli Karanlık gibi iki unsur Tanrı’nın yerini almaktadır. Karanlık kendi halinde maddi bir şey değildir ancak bir kere onun kümeleri aydınlığın bölgesine girmiş ve onu istila etmeye girişmiştir. İlk insan ona karşı çıkınca, kümeler onun parlak vücudunu ele geçirip, parçalayarak işkence etmişlerdir. İşte karanlığın içinde bulunan bu ışık kümeleri maddi dünyada da vardır ve Maniheistler’in amacı bu esir ışık kümelerini maddenin gözlerinden kurtarmaktır. Bu amaca ölümle değil –çünkü Maniheistler reenkarnasyona inanırlar- hayattan, bedenden, maddeden ve bu cümleden sanattan…

Türklerde Eski Tanrı İnançları | Şamanizm

Şaman Türk

Şamanizm Şamanizm en eski inanç sistemidir. Türklerin, Moğolların ve Asya göçebelerinin eski dinidir. İnançlarına göre bir yanda gökyüzünü mesken tutmuş iyilik Tanrıları, bir yanda yeraltının karanlığına gömülmüş kötülük Tanrılarının ve ağaçta, taşta, dağda, suda, ateşte, ayda, güneşte uyuyan ruhların varlığına inanırlar. Şamanlar, bu Tanrı ve ruhlarla insanlar arasında aracılık yapan kişilerdir. Eski Türklerde iyi ruh “Ülgen“, kötü ruh “Erlik” diye adlandırılmıştır. “Ülgen” aynı zamanda iyi ruhların başında bulunan, onlara emir veren bir Tanrıdır. Tanrı ve en büyük semavi ruh, semanın en üst tabakasında bulunan insan şeklinde bir varlık olarak tasavvur…

Latin Alfabesi

Latin alfabesi ve Atatürk

Şu anda Türkçe’de kullandığımız dildir. Açıklamaya gerek duymuyorum çünkü bu yazıyı zaten Latin Alfabesi ile yazıyorum 🙂 Latin Alfabesi Tarihi Latin alfabesi, M.Ö. 7. yüzyılda Yunan Alfabesi üzerinde bazı değişikliklerin yapılması ile meydana gelmiştir. Ayrıca bu alfabeye Roma alfabesi de denilmektedir. Harflerin büyük çoğunluğu Latin alfabesindeki ortak seslerdir.  Latince İlk çağda İtalya yarımadasında, Roma’nın içinde bulunduğu Latium bölgesinde konuşuldu ve daha sonra Roma İmparatorluğunun resmi dili oldu. Dolayısıyla oluşturulan alfabe de Latin Alfabesi veya Roma alfabesi olarak anıldı. Latince Yunanca ile birlikte ilkçağın başlıca kültür ve uygarlık dillerini oluşturmuşlardır. Yerel dillerin yanında…

Arap Alfabesi

Arap Alfabesi

Arap alfabesi, Latin alfabesinin dışında dünyada yazı dili olarak benimsenmiş ve kullanılmış olan yazı sistemidir. İslam dinini benimsemiş olan ülkelerde kullanılmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu da bu alfabeyi kullanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti ise 1928 yılında Latin alfabesine geçiş yapmıştır. Geçmesi mantıklı olmuş çünkü arap alfabesinin yazımı aşırı zordu, ayrıca yazılışı ve okunuşu farklıydı. Bu yüzden de tahmin edilebileceği üzere Osmanlı’nın okuma – yazma düzeyi düşüktü. Arap alfabesi tarihsel gelişimi nasıldır? Bu alfabenin MS. 2. ve 4. yüzyıllar arasında Nebati yazısından geliştiği bilinmektedir. Günümüze ulaşmış olan en eski yazı örnekleri MS. 6. yüzyıla aittir. Alfabe…

Uygur Alfabesi

Uygur Alfabesi

Uygur alfabesi, adından da anlaşılacağı gibi Uygur Türkleri’nin oluşturduğu bir alfabedir. Bu alfabe ile kütüphaneler dolusu edebiyat, sanat, din ve hukuk konularında kitaplar yazılmıştır. Uygur Türkleri Çin, Hint ve İran kültürlerinin etkisinde kalmış ve çok renkli bir kültür geliştirmişlerdir. Uygur Alfabesi’ni kullanan Uygurlar, kağıt ve matbaayı ilk kullanan Türk kavmidir. Bilinen en eski metinler 9. yüzyıla aittir. Uygur alfabesi, Karahoca Uygur Krallığı’nın yıkılmasından sonra da kullanılmıştır. Türklerin müslüman olmalarından sonra Arap alfabesini almalarına rağmen Türkistan ve Kırım’daki Türk devletlerinde Uygur yazıları kullanılmaya devam etmiştir. Timur İmparatorluğu’da bu alfabeyi kullanıyordu. Ebu…

İlk Türk Alfabesi – Göktürk Alfabesi

Göktürk Alfabesi

Bu yazımızda Türklerin kullandığı bir alfabe olan Göktürk Alfabesi’ne bakacağız. Göktürk Alfabesi, Orhun Alfabesi olarak da biliniyor. Nedir bu Göktürk Alfabesi ? Göktürk Alfabesi, Türklerce kullanıldığı bilinen ilk alfabe özelliğini taşıyor. Bu alfabe kullanılarak yazılmış bir sürü yazıt bulunuyor. Tabii bir tanesi de ünlü Orhun Yazıtları – Göktürk Yazıtları’dır. Türkler, göçebe bir yaşam sürdükleri için yazıya olan ihtiyaçları geç vakitte belirmiş. Orhun alfabesi, bilindiği kadarıyla ilk olarak 6. yüzyılda kullanılmış. Çünkü Orhun alfabesinden önce, Yenisey’deki anıtlarda kullanılmış bu alfabe. Adının Orhun olmasının nedeni ise, en mükemmel biçiminin Orhun Hitabeleri’nde kullanılmış…

Anadolu Selçuklu Devleti

Malazgirt Savaşı - Anadolu Selçuklu Devleti Kuruluşu

Anadolu Selçuklu Devleti Anadolu Selçuklu Devleti’nin kurulmasından bahsedecek olursak, Malazgirt Savaşı’ndan sonra Anadolu’nun fethi için görevlendirilen komutanlardan olan Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından İznik’te kuruldu. (1077) İznik, bildiğiniz gibi Bizans sınırlarına yakın olduğu için Süleyman Şah, Bizans’a karşı mücadele etti. Daha sonra güneye giderek Adana ve Tarsus’u aldı. Halep kuşatması sırasında Suriye Selçuklu hükümdarı ile yaptığı mücadeleyi kaybederek vefat etti. Süleyman Şah’ın yerine oğlu I. Kılıç Arslan geçti. I. Kılıç Arslan, Bizans ile mücadelelere devam etti. Doğu Anadolu seferine çıktı. Bu sırada Haçlı ordusunun Anadolu’ ya girmesi nedeniyle geri döndü. I.…

Gazneliler

Gazneliler'in Bayrağı

Gazneliler Gazneliler, Gazne Devleti olarak  Samanoğulları’ndan Herat valisi Alp Tekin tarafından bir Türk – İslam Devleti olarak kurulmuşlardır. Hindistan’ın Pencap bölgesi ile Horasan ve Harzem’e kadar olan bölgede kurulan Türk devletidir. Alp Tekin’den sonra yerine geçen Sebük Tekin Toharistan ve Gur bölgelerini ele geçirdi. Hindistan’a seferler yaptı. İslamiyetin Hindistan, Pakistan, Afganistan’da yerleşmesine yol açtılar. Sultan Mahmut, Gaznelilere en parlak devrini yaşattı. Onun döneminde devlet büyük bir imparatorluk durumuna geldi. Farklı milletleri egemenlikleri altına alarak büyük bir imparatorluk oluşturdular. Bu nedenle Türklerde ilk Sultan ünvanını, Gazneli Mahmut almıştır. Hindistan’a seferler devam etti.…

İlk Müslüman Türk Devletleri : Tolunoğulları – İhşidiler

Tolunoğulları

Tolunoğulları (868-905) Tolunoğulları, Buharalı bir Türk olan Tolunoğlu Ahmet tarafından kurulmuştur. Abbasi halifesinin muhafız alayı komutanı olan Tolunoğlu Ahmet, Mısır’a vali tayin edildikten sonra emrindeki Türk ordusu sayesinde bağımsızlığı ilan ederek Fustat şehrini başkent yapmıştır. Tolunoğlu Ahmet, güçlü bir ordu meydana getirdi ve gelirlerini artırdı. Mısır’dan sonra Filistin, Suriye ve Irak’ın kuzeyini Tolunoğullarına bağladı. Abbasiler 905 yılında Tolunoğullarına son verdiler. Mısır’da kurulan ilk Müslüman Türk devletidir.  İhşitoğulları (935-969) Mısır’da kurulan ikinci Türk Devleti İhşitoğullarıdır. Devletin kurucusu olan Muhammed bin Toğaç 935 yılında Mısır’daki Türk askerlerine dayanarak bağımsızlığını ilan etti. Suriye…

İlk Müslüman Türk Devleti : Karahanlı Devleti

Karahanlı Devleti

Karahanlı Devleti, Uygur Devleti’nin yıkılmasından sonra Karluk, Yağma ve Çiğil Türkleri tarafından Türkistan’da kurulmuştur. Kurucusu Bilge Kül Kadir Han’dır. Devlet 932 yılında Satuk Buğra Han zamanında İslamiyet’i resmen kabul etmiş ve Yusuf Kadir Han döneminde de en parlak dönemini yaşamıştır. Bu nedenle Karluklar’ın kurmuş olduğu Karahanlılar, ilk müslüman Türk Devleti olarak geçerler. İlge Han zamanında Gaznelilerle birlikte Samanoğlu Devleti’ne son veren Karahanlılar, daha sonra Horasan için Gaznelilerle savaştı ancak başarılı olamadılar. Taht kavgaları sonucu Doğu Karahanlılar ve Batı Karahanlılar diye ikiye ayrıldılar (1046). Doğu Karahanlılar 1130’da Karahıtaylar; Batı Karahanlılar ise…

Kuman – Kıpçaklar

Kıpçaklar

Kıpçaklar (MS. 8 YY den itibaren görülmeye başlanmışlardır) Kıpçaklar’ın kelime kökeni olan Kıpçak, bir Türk kavmi ve bu kavmin rehberliği altında kurulan kavimler birliği­nin adıdır. Uygur vesikalarında bir şahıs adı olarak geçen bu kelime, Kaşgarlı Mahmut’un eserinde Kıvçak şeklinde geçmektedir. Kuman kelimesini açıklayacak olursak aslen Hakas-Altay Türkçesi grubunda gö­rülen bu kelimenin manası “soluk, solgun, sarımtırak”tır. Bu kelime Kaşgarlı’nın eserinde de “kırmızı ile sarı arası bir renk” olarak geçmektedir.   Kökenleri Birkaç kişi dışında bütün tarihçiler Kıpçakların bir Türk boyu olduğunda birleş­mektedirler. Kıpçaklar üzerine ilk defa geniş bir araştırma yapan bilim…

Sibir Hanlığı (Sibirler – Sabirler – Sabarlar)

Sabirler

Not: Sibirler, Sabirler, Sabarlar hepsi aynı anlama gelmektedir. Sabirler – Sabir Türkleri Önceleri Isık Gölü civarında oturuyorlardı. Avarlar’ın baskısıyla batıya göç edip Ural dağlarının güneyine yerleştiler. Vl. yüzyılda Kafkasların güneyine geçerek Bizans ve Sasanilerle ilişkiye geçtiler. Balak Han yönetiminde Anadolu’ya geçerek Kayseri, Konya ve Adana’ya kadar geldiler. (516) Avarlar’ın saldırısı sonucu (557) Göktürklerin hakimiyetine girmişlerdir. Sabirler, günümüz Sibirya’ya isimlerini vermişlerdir. Hazarlar devletini oluşturanlar sabirler olmuştur. Sabir Devleti (1490 – 1598) M. 5.-6. yüzyıllarda Batı Sibirya ile Kafkaslar’ın kuzey bölgesinde mühim tarihî rol oynadığı, çeşitli yabancı kaynaklardaki dağınık bilgilerin yardımı ile…

Kimekler

Kimekler - Eski Türk Oyunları

Kimeklerin ortaya çıkışı 650’li yıllara dayanmakla beraber, genel olarak 656 yılına bağlanmaktadır. Kimeklerin idarecisi Şad Tutık ünvanı taşıyordu. 840’ta Uygur Kağanlığı yıkılınca Eynür, Bayandur, Tatar gibi boylar Kimeklere katıldı. Bundan sonra Kimek idarecisine Baygu (Yabgu) denmeye başlandı. 10. ve 11. asırlara ait bir eserden faydalanan İdrisi bu sefer onların hükümdarını Canaq İbn Hakan el-Kimeki diye bildirmektedir. Ebu Dülef’in kaydına göre ise onlarda kamış yetişiyordu ve onunla yazıyorlardı. İrtiş ve Tarbagatay’da 9-10. asırlara ait ele geçen taş aynaların üzerinde eski Türk yazıları vardır. Kimeklerin yurtları Yukarı İrtiş boylarıdır. Kimek adının İki…

Kırgızlar

Kırgızlar

Kırgız Devleti (Kırgızlar) Kırgız Devleti, 840 yılında Ötüken ve çevresini ele geçirerek merkezi Asya’da kurulan Türk devletidir. 840 yılında Uygur Devleti’ni yıkan Kırgızlar, Uygur topraklarının büyük bir kısmını ele geçirerek, hanlık kurdular. Batıda Karahanlılar ile komşu olan Kırgız Hanlığı Batıya doğru genişleyemedi. Ötüken ve çevresini diğer bir deyişle, yönetim merkezini ve hanedanlığı ele geçirmesine rağmen Göktürk veya Uygur Devleti gibi bütün göçebe boyları konfederatif bir şekilde örgütleyip, kağanlık alameti gösteremedi. Doğu’da da Kitanlar tarafından sıkıştırıldı. Uygur Devleti’nin bir parçası olan Kırgızlar, 840 yılında Orhun bölgesine giderek Uygur hakimiyetini ortadan kaldırdılar…

Hazarlar – Bir Yahudi Türk İmparatorluğu

Hazarlar

‘Hazarlar Yahudilerle karşılıklı evlilikler yaparak Yahudi ve Türk dünyalarının bir sentezini yaratmışlardı.’ HAZARLARIN KÖKENİ Yahudi Hazar Kralı Joseph, Endülüslü Hasdai’ye yazdığı mektupta, Hazarlar’ın Yafet’in torunu ve tüm Türkler’in atası kabul edilen Togarma’nın yedinci oğlu Kozar’ın soyundan geldiklerini anlatıyordu. Bazı Yahudi yazarlar Hazarlar’ın soyunun Şim’on ve Yuda yahut Menaşe ve Efraim kabilelerinden geldiğini iddia ederler. Yafet’in oğlu Magog’la da bağ kuranlar mevcuttur. Talmud’a göreyse Magog Ak Hunlar’dır. Beşinci yüzyılda Hun egemenliğinde yaşayan Türki Oghurlar (Ogur, Oğur) Kafkaslar ve Karadeniz’in kuzeyine yerleştiler. 570’lerde bölgede Batı Göktürkler egemenliginde ilk kez Hazarlar ortaya çıktılar.…

Karluk Devleti

Karluk Devleti Bayrağı

Karluklar, 766 – 1215 yılları arasında, Orta Asya’da varlığını sürdüren Türk boylarındandır. Onoklar soyundan gelen Karluklar Türgiş Devleti’ni bertaraf ederek Batı Türkistan’da devlet kurdular. Karluklar Talas Savaşı’na kadar Karluk Devleti olarak devam etti. Daha sonra Karahanlılara dönüştü. Divân-ı Lügati’t-Türk’te Karluk, Göçebe Türklerden bir bölük adıdır. Oğuzlardan ayrıdırlar. Oğuzlar gibi Türkmendirler. Karluk Devleti’nin merkezi Balasagun idi. Karluklar bir süre Göktürk Devleti’ne bağlı olarak varlıklarını sürdürdüler. Göktürklerin dağılmasının ardından Çin’e direndiler ve kendi devletlerini kurdular. Türkçe karlık (kar yığını) manasında olan Karluklar 5 yy da Kara irtiş ve tarbağatay bölgesinde yaşamışlardır. Bağımsız…

Türgişler

Türgişler Temsili Resim

Türgişler, On-Okların doğu koluna mensupturlar. Göktürklerin 630 yılında yıkılması üzerine Bala Tarkan tarafından kuruldu. Gök Türklerin yıkılmasıyla dağınık halde yaşayan Türkler’i bir araya toplamışlardır. Bala Tarkan; kendi adına ilk parayı basan Türgiş hükümdarıdır. Bu paralarda Çin ve Arap tesirleri gözükmektedir. Türgiş Devleti 737 yılında zayıflamaya ve sonra da Sarı ve Kara olmak üzere  ikiye ayrıldılar. 766 yılında Karluklar tarafından yıkılmışlardır. Türgişler’in kendilerine has bazı özellikleri vardır. · İlk defa kendine özgü bir parayı basan devlettir. Bu para delikli olup Çin ve Arap etkisi görülmektedir. · Göktürklerin yıkılmasıyla dağınık halde yaşayan…

Çin Kaynaklarında Oğuzlar

Oğuz boyu

İlteriş Kagan olduktan sonra güneyde Çinlileri, doğuda Kıtanları, kuzeyde ise Oğuzları pek çok öldürmüştü [411]. Daha sonra ise İlteriş’e karşı kurulan Kıtan, Çin, Dokuz Oğuz ittifakına diğer Oğuzlar’ın da katıldığı anlaşılıyor [412]. Herhalde bütün Oğuzlar Karakum’da oturan Kutlug ile Tonyukuk’un üzerine yürüyeceklerdi. Neticede Tonyukuk, Kutlug’dan ”orduyu gönlünce sevk et” talimatını aldıktan sonra Kök Öng Irmağını geçmiş, Ötüken Dağlarına doğru ordu sevk etmişti. İngek Gölü ile Tola Irmağından Oğuzlar saldırıya geçtiler. İki bin kişilik Gök-Türk ordusu altı bin kişilik Oğuz ordusunu yendi ve bundan sonra Oğuzların hepsi gelip, II. Gök-Türk Devletine…

Kimmerler

Kimmerler'den Conan

Kimmerler Kimlerdir ? MÖ 14 ve MÖ 10’uncu yüzyıllardan MÖ 8’inci yüzyılın ilk yarısına kadar İdil Nehri’inden Karadeniz’in kuzeyine doğru yayılan geniş bir alanda Kimmerya’da yaşamış savaşçı bir ulustur. Korkusuz ve cesur savaşçılar olarak ün salmışlardır. Savaşçı bir toplum olmaları gerekçesiyle kılıç kullanmada, ok atmada ve balta kullanmada ustaydılar. Kimmerya, MÖ 8’inci yüzyılın ortalarında İskitler’in (Sakalar) eline geçince, yerlerinden olan Kimmerler büyük kafileler halinde güneye inerek Kafkaslar’daki Demir Kapı ve Derbent geçitlerini aşarak Doğu Anadolu’ya girdiler. At üzerinde savaşan Sakalar, yaya olarak savaşan Kimmerlere karşı üstünlük sağlamışlardı. MÖ 714’te Urartu…

Büyük Selçuklu Devleti

Büyük Selçuklu Devleti

Büyük Selçuklu Devleti, Horasan bölgesinde Tuğrul Bey tarafından kurulmuştur. Selçuklular, Oğuzların Üçok kolunun Kınık boyundandır. Büyük Selçuklu Devleti’ne de adını, bu boydan olan Selçuk Bey verdi. Selçuk Bey, Oğuzlar Devleti’nde subaşı iken, Oğuz Devleti’nin hükümdarı ile arasında çıkan anlaşmazlık yüzünden kendisine bağlı ordularla güneye inerek Seyhun ırmağı yakınlarındaki Cent şehrine yerleşti (930-935). Büyük Selçuklu Devleti Hükümdarları Büyük Selçuklu Devleti Hükümdarları sırasıyla Selçuk Bey, Arslan Yabgu, Tuğrul ve Çağrı Beyler, Alp Arslan , Melikşah ve Sultan Sencer’dir. Sultan Sencer’in ölümüyle Büyük Selçuklu Devleti yıkılarak yerine, Suriye Selçukluları, Horasan Selçukluları, Kirman Selçukluları, Irak…

Avarlar

Avarlar - Bayrak

Avarlar Kimlerdir ? Hunların Orta Asya’daki hakimiyetleri son bulduktan sonra Çin kaynaklarında Juan-Juan diye adlandırılan kavmin siyasi varlığı görülür. Bu devlet (Avarlar) Yukarı Asya bölümüne (İrtişlen, Kore’ye kadar) yayılmış ve başkentlerini daha sonra Orhun kıyılarına nakletmişlerdir. Orta Asya hakimiyeti Gök Türklere geçince batıya göçen Avarlar, burada doğuya doğru hareket halinde olan Avrupa Hunlarını ve Kuzey Kafkasya kavimlerini hakimiyetleri altına alarak Tuna, Panonya (Batı Macaristan), Hazar denizi sahilleri ve kuzey Karadeniz alanlarında siyasi varlıklarını sürdürmüşlerdir. Orta Asya’daki hakimiyetleri M.S. 400’lerden, 552’ye kadar sürmüştür. Daha sonra Doğu Avrupa’da 558-805 arasında hakim olmuşlardır.…

Gök Türk Kağanlığı

Gök Türk Bayrağı

Orta Asya’daki Türk kavimleri arasında en bilineni Gök Türk’lerdir. Özellikle Büyük Hun İmparatorluğu dönemindeki göçebe hayatın etkisiyle Türk kültürünü geliştiremeyen Türk ulusları Gök Türklerle yerleşik hayata geçmiş ve Orta Asya’daki Türk medeniyeti ve kültürünü temellerini atmışlardır. Gök Türkler hakkında bilinen en önemli bilgi kendi milletleri olan Türk kimliğini devlet adından kullanan ilk Türk devleti olmalarıdır. Şunu da belirtmemiz gerekirse esasen bu kavim kendini Gök Türkler olarak tanımlamazdı. Daha çok Türk devleti olarak anılan bu devlet Orhun Kitabeleri’nde belirtilen Ökük ve Türük ibaresinden türetilerek “Gök Türk” halini almıştır. Hunlar döneminde bozkırlarda göçebe olarak…

Türklerin İslamiyete Geçişi ve Uygur Kağanlığı’nın Kuruluşu

Uygur Simgesi

744 yılında (kaynaklar 742 ile 745 yılları arasında değişiklik gösterebiliyor) Moğolistan’daki II. Gök Türk Devleti, Uygurlar başta olmak üzere Karluk ve Basmılların ittifakıyla yıkılır. Yıkılan devletin yerine Uygur Kağanlığı adlı başka bir Türk devleti kurulur. Bu Kağanlığın merkezi Orhun nehri üzerinde yer alan Karabalgasun’dur. Uygur etnik adı, ilk olarak Bilge Kağan yazıtının doğu yüzü 37. satırında şöyle geçmektedir: uygur elteber yüzçe erin ilgerü tezip bardı “Uygurların ilteberi yüz kadar adamla doğuya doğru kaçıp gitti.” İkinci Gök Türk devleti yıkılmadan önce Uygurlar doğuda Selenga ırmağı ve batıda Kobdo şehri ile sınırlandırılmış…

Ak Hun İmparatorluğu (Eftalitler)

Ak Hun İmparatorluğu

İç Asya’dan göç eden Hunların bir kolu Hazar denizine, diğer kolu Güneye doğru ilerlemişlerdi. Hazar bölgesine doğru ilerleyen Hunlar 3. Y.Y. ortalarında Avrupa Hun İmparatorluğunu kurdular. Aynı dönemde Güneye doğru ilerleyen kabileler ise, literatürde Orta Doğu Türkleri olarak anılan Ak Hun’ları kurdular. Ak Hun Devletinin Kuruluşu (420) İç Asya’dan başlayan göç hareketiyle birlikte Orta Asya’ya inen Hunlar, bölgedeki siyasi yapı içerisinde ezilmemek için kabileler halinde birleşerek varlıklarını devam ettiriyorlardı. Göç hareketiyle bölgede varlığını sürdüren iki büyük kabile olan Uar ve Hun kabileleri, 3. Y.Y. ortalarında güçlenerek bölgelerinde söz sahibi oldular.…

Avrupa Hun İmparatorluğu

Attila - Avrupa Hun İmparatoru

  Avrupa Hun İmparatorluğu IV. yüzyılın sonlarına doğru Balamir’in önderliğinde batıya doğru göç eden Hunlar, Kavimler Göçü’ne neden olmuşlardı. Hunların bir kısmı Doğu Anadolu’ya yönelirken, bir kısmı da Balamir’in ölümünden sonra, oğlu ya da torunu olduğu sanılan Ildız’ın liderliğinde Karpat dağlarını aşıp Macaristan’a girerek 375 yılında Avrupa Hun İmparatorluğu’nu kurdu. Ildız Dönemi Avrupa Hun İmparatorluğu’nun dış politikası Ildız zamanında belirlenmiştir. Bu politikaya göre, Bizans baskı altında tutulacak ve Cermen kavimlerine karşı Batı Roma İmparatorluğu ile işbirliği yapılacaktı. Hunların Tuna boylarında görülmesi Kavimler Göçü’nün ikinci büyük dalgasını başlattı. Bunun sonucunda Barbar…

Yüeçiler

Yüeçiler - Türklerin Simgesi Kurt

Yüeçiler hakkında yeteri kadar kaynak bulunmamaktadır, en çok kaynak Çin tarihçelerinde görülmektedir. Çin tarihlerine göre Yüeçiler, Batı Türkistan’a gelişlerinden bir asır sonra Afganistan ve Hindistan’a giderek Kuşan devletini kurdu. Fakat Çinliler onları yine eskisi gibi “Büyük Yüeçiler” olarak adlandırmayı sürdürdü. Çünkü Çinliler batıya göç etmeyip Tibet’in kuzey dağlarında, Kansu’da kalan Yüeçilere “Küçük Yüeçiler” ismini vermekteydi. Bunlar hakkındaki ilk bilgiler M.Ö. 121 tarihine aittir. Buradan onların M.Ö. 130 tarihindeki yenilgi üzerine herhangi bir sebeple Vusunların önünden kaçmayıp onların hakimiyetinde yaşamayı kabul eden Yüeçiler olduğu anlaşılmaktadır. Yüeçi’lerin etnik köken itibariyle Türk olduğu…