Ekim Devrimi – Ekim Devrimi Nedir, Sovyetler Tarihinde Yeri Nedir ?

Ekim devrimi, özetle Çarlık Rusyası’nın yıkılıp Sovyetler Birliği’nin kurulması olarak belirtilebilir.

Ekim Devrimi’ni incelemeden önce, Çarlık Rusyası’nın yıkılmadan önceki durumunu bir inceleyelim.

20. yüzyılın başında Rusya, büyük devletler arasında yerini almış bulunuyordu.

Tabii bu dışarıdan görünen yüzüydü. Ülke, içinde çıkan sorunlarla boğuşuyordu.

Yaşanan ekonomik sıkıntılar, büyük köylü nüfusunun akın ettiği şehirlerde yaşanan sefalet ve Çar’ın otoriter ve baskıcı yönetimi, hoşnutsuzlukların ve sıkıntıların her geçen gün artmasına neden oluyordu.

Devrim, ilk olarak 1905’te kendinden bahsetmeye başladı.

1905 Ocak’ın 22’sinde Papaz Gapon’un örgütlediği yaklaşık 200 bin insan, yaşadıkları sıkıntıları aktarmak için Kış Sarayı’na doğru yürüdüler. Ancak bu yürüyüş, askerlerin halkın üzerine ateş açması ile bir felakete dönüştü.

Yaklaşık 500 kişinin öldüğü bu olay, tarihe Kanlı Pazar olarak kazınmıştır.

Rus Halkı ile Çar’ın son manevi bağının da ortadan kalktığı, bu nedenle de Sovyet Devrimi’nin ilk temellerinin başladığı nokta olarak kabul ediliyor bu olay.

Olay sonrasında artan huzursuzluk, yaşanan gösteriler, grevler kendini gösterdi. Fakat 1914’te patlak veren Birinci Dünya Savaşı’nın ilk günlerinde yaşanan milliyetçi hareket, devrim hareketlerini bir an olsun duraksattı.

Ama bu duraksama kısa sürdü.

Cephede alınan yenilgiler, milliyetçi rüzgarın çabuk bitmesine sebep oldu. Savaşla birlikte artan sefalet ve açlık her geçen gün Rus şehirlerini daha çok himayesine aldı.

1917 Ekim Devrimi için ilk hareket Putilov işçilerinden geldi. Dünya Kadınlar Günü ile de birleştirilen grev dalgasında binlerce işçi ve kadın başkentin merkezine aktı.

İş ve ekmek talepleri, zamanla “Kahrolsun Çar” sloganlarına dönüştü.

27 Şubat’ta askerlerin ayaklanması ile olay daha ciddi bir hal aldı ve tüm ülkeyi sardı. Dört gün içinde Çar tahttan indi. 1315 kişinin hayatını kaybettiği bu olay tarihte “Şubat Devrimi” olarak yerini aldı. (Daha sonraki makalelerimizde Kanlı Pazar ve Şubat Devrimi gibi kısa süreli olaylara daha detaylı değineceğiz.)

Şubat Devrimi sonucunda ülke ikiye bölündü.

Bir tarafta Çarlık Rusyası’nın yasama meclisi olan ve burjuvaların ağırlıkta olduğu Duma Komitesi.

Bir tarafta ise işçi sınıfının yoğunlukta olduğu Sovyetler.

Nisan ve Mayıs ayları içinde sosyalistler güçlerini arttırdı. Sürgünde olan Lenin, Nisan ayında Rusya’ya döndü.

Liberal hükümet kontrolündeki savaş devam ederken, Lenin önderliğindeki Bolşevikler de Sovyet komiteleri içinde güçlerini arttırmaktaydı.

Aylardan Temmuz, Bolşevikler’in en güçlü olduğu yerlerden biri olan 1. Topçu Birliği’nin cepheye gönderilmeye kalkınması ile yeni bir ayaklanma olayı ülkeyi sardı.

Hükümet sıkıyönetim ilan etti, Bolşevikleri tutukladı.

Lenin Alman ajanlığı ve ihanet ile suçlandı, akabinde Lenin Finlandiya’ya kaçtı ve sürgün günlerinde “Devlet ve Devrim”i yazdı.

Ama bunlar işe yaramadı. Bolşevikler gün geçtikçe güçleniyordu.

En sonunda Jülyen takvimine göre 24 Ekim 1917 gecesi (Miladi 6 Kasım), Kış Sarayı kuşatıldı. 25 Ekim sabahı Başbakan Kerenski saraydan kaçtı.

26 Ekim gecesi artık neredeyse terk edilmiş Kış Sarayı birkaç yüz kişilik bir birlik tarafından ele geçirildi. Artık Lenin’in “Bütün iktidar Sovyetlere” sloganıyla özetlediği Ekim Devrimi, gerçekleşmişti.

Lenin “Halk Komiserleri Konsey Başkanı” seçildi.

Ekim Devrimi sonrasında ilk icraat, Birinci Dünya Savaşı’ndan çekilmek oldu. 3 Mart 1918’de imzalanan Brest – Litovsk anlaşması ile Sovyet Rusya savaştan çekildi.

Sovyet Rejimi tarafından kurulan Kızıl Ordu ile eski rejim taraftarlarının oluşturduğu ve İngiltere, Fransa gibi ülkelerden destek alan Beyaz Ordu arasında yaşanan İç Savaş 1919 – 1920 arası sürdü.

İç Savaş, Kızıl Ordu tarafından kazanıldı.

Akabinde yeni rejim ülke içinde tam denetimi sağladı ve 20. Yüzyıla damgasını vuracak Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin inşa çalışmalarına başlandı.

Son Yazılar

Leave a Comment