Insanlık Tarihinin Doğuşu ve İlk Yazılı Kaynaklar

Ortadoğu’da uygarlığın başlangıcından kalma kil tabletler, insanlık tarihinin, insan yaşamının ve eserlerinin ilk yazılı kayıtlarını taşıyor.

 

Milattan önce 2500 civarında, Sümer kent-devleti Lagaş’ta Ur-Nanşe olarak bilinen bir lider iktidara geldi. Ur-Nanşe’nin dönemindeki etkisini, bir kil tablette yazılanlar ile anlayabiliriz:

 

İlk insanlık tarihi
Early writing. Pictographs drawn. Mesopotamia. Record of food supplies. From Iraq. Late Prehistoric period. About 3000BC. Early administrative text. Cuneiform tablet. British Museum, London, England, United Kingdom. (Photo by Prisma/UIG via Getty Images)

 

“Dilmun gemileri yabancı ülkelerden ona haraç olarak kereste getiriyorlardı.” Bu cümle tarihçileri çok ilgilendirmektedir. Bu tablet, kesinlikle en eski yazıt olmamakla beraber, tarihi bir olayın yazıyla kaydedilmesinin, insanlık tarihi açısından ilk örneklerinden biridir.

 

Kente dayalı kültürlerin ilkini yaratan Sümerler milattan önce 3500 civarında, bugünkü Irak’ta Fırat ve Dicle’nin taşkın ovaları boyunca yerleştiler, çorak yerleri tarlalara çevirdiler ve insanlık tarihinde ilk olabilecek bir dizi kent devlet doğdu. Bunların her biri birkaç bin kişilik küçük bir şehir boyutlarındaydı.

 

Toprak bereketliydi, ancak kentler sert taş, maden ve kereste gibi mallar için uzak diyarlarla ticaret yapmak zorundaydılar.

 

Yüzyıllar boyunca yapılan işler kayıt altına alınmadı; sözlere, geleneğe, belleğe dayanılarak yürütüldü. Ancak işler daha karmaşık hale gelince rahipler, hükümdarlar ve tüccarlar kayıt tutmak zorunda kaldılar.

 

Milattan önce 3000 civarında Sümerler birkaç santimetrekarelik kil tabletler üzerinde rakamlardan, tarihlerden ve nesnelerin resimlerinden oluşan muhasebe kayıtları tutuyordu.

 

 

Yaklaşık olarak milattan önce 3000’den itibaren Sümerlilerin minicik tabletleri yerlerini, resim taslakları gibi kol üstünde tutulan kilden levhalara bıraktı.

 

Zaman geçti, kil tabletlerin üstündeki resimler değişmeye başladı. Yazıcılar sazdan kalemlerin çivi biçimindeki uçlarıyla kile bastırıp nesnelerin resmini kabaca çizecek şekilde üçgen işaretler çıkarmaya başladılar. Bu yazı, çiviyazısı olarak tanınacaktı.

 

Bu sistem ilk başlarda iyi işliyordu fakat sonradan yetersiz kalacaktı. Bu durumda, işaretlerin bir görüntüyü değil de, bir sözcüğün sesini temsil ettiği yazı biçimi gelişti.

 

Sümerler milattan önce 2800 civarında yalnızca çok katmanlı bir toplumsal yapı geliştirmekle kalmamış, yasaları, anlaşmaları, hesapları, evlilikleri, tapuları ve edebi eserleri de kayda geçirmenin yeni bir yolunu bulmuşlardı.

Tarihin ilk imparatorluğunu kuran Akadlar, Sümer kentlerini himayeleri altına aldılar ve yönetmek için Akad dilini kullandılar. Fakat Sümerce yüzyıllar boyunca varlığını sürdürdü.

 

Çiviyazısı daha da kalıcı oldu. Bugünkü İran topraklarında yaşayan Elamlar onu kendi yazılarının yerine geçirdiler. Yazı, milattan önce 1500’lerde Anadolu’ya geldi.

 

Yazının Mezopotamya ve Mısır’da doğuşundan yaklaşık 1000 yıl kadar sonra çok uzaklarda, Çin’in Sarı Irmak vadisinde bir başka yazı türü icat edildi. Bilinen en eski Çin yazıları milattan önce 1600’den kalmadır.

Sonraki 5000 yıl boyunca bu erken semboller pek az dış etki altında kalarak modern Çin harflerine dönüştü ve Çince, kökleri doğruca tarihe uzanan, günümüzde hala kullanılan yazıların en eskisi oldu.

[embedyt] https://www.youtube.com/watch?v=vJIe5qOynJQ[/embedyt]

Kaynak: Ne Zaman, Nerede, Neden ve Nasıl Oldu ? – Reader’s Digest Türkiye Yayınları (yorumlanmıştır)

Leave a Comment