İslam Dininin Doğuşu

İslam Öncesi

Tarih ve İslam öncesi devirlerde insanlar, kendilerinden üstün saydıkları bazı hayvan veya putlara tapıyorlardı. Bu varlıklara kendi canlarını bile adak olarak verebiliyorlardı.

İslam inancına göre Allah, insanları bu kötü durumdan kurtarıp, doğru yolda olmalarını sağlamak için peygamberler aracılığıyla dinleri gönderdi.

Tek tanrılı dinlerin sonuncusu olan İslamiyet, Tanrı’nın elçisi (resul) olarak anılan Hz. Muhammed tarafından insanlara bildirilmiştir. İslam dininin ilkeleri Tanrı’nın meleklerinden Cebrail aracılığıyla indirilen kutsal kitap Kuran’da belirlenmiştir.

Bu inancın temelini amentü (inandım) olarak da bilinen altı ilke oluşturur. Bunlar bir tek Tanrı olduğuna, meleklerine, gönderdiği kitaplara (Tevrat, İncil, Zebur ve Kuran), peygamberlerine, ahirete (ölümden sonraki, bütün canlıların yeniden dirileceği sonsuz alem), kadere (bütün iyiliklerin ve kötülüklerin Allah tarafından verildiğine) inanmaktır. Bu inancını dile getiren kişi kulluk yükümlülükleri altına girmiş olur. İbadet olarak da bilinen bu görevler, Allah’tan başka Tanrı olmadığına, Hz. Muhammed’in onun kulu ve elçisi olduğuna tanıklık (kelime-i şahadet), namaz kılmak, zekat vermek, oruç tutmak ve mali gücü yeterli ise hacca (Kabe’yi ziyarete) gitmektir. Ancak bu görevleri yerine getiren bir kişi, tam bir Müslüman sayılır. İslam dini, ibadet görevlerinin ahlaka uyarak yerine getirilmesini de öngörmüştür. Yani bütün bunlar kişisel çıkar ya da gösteriş için değil, yalnızca Tanrı’nın hoşnutluğunu kazanmak için yapılırsa anlam kazanır.

Peygamber Muhammed, dinini o zorlu şartlar altında yaymaya çalışmıştır. İslamiyet ile beraber Arap toplumunda köklü değişiklikler olması; müşriklerin baskılarından uzaklaşmak için Müslümanların Medine’ye hicret etmesi; ardından, Mekke fethedîlene kadar aralarında çeşitli savaşlar meydana gelmesi yaşanan olaylar arasındadır. Bu olayları konu konu inceleyeceğiz.

Son Yazılar

Leave a Comment