Kuman – Kıpçaklar

Kıpçaklar

Kıpçaklar (MS. 8 YY den itibaren görülmeye başlanmışlardır)

Kıpçaklar’ın kelime kökeni olan Kıpçak, bir Türk kavmi ve bu kavmin rehberliği altında kurulan kavimler birliği­nin adıdır. Uygur vesikalarında bir şahıs adı olarak geçen bu kelime, Kaşgarlı Mahmut’un eserinde Kıvçak şeklinde geçmektedir. Kuman kelimesini açıklayacak olursak aslen Hakas-Altay Türkçesi grubunda gö­rülen bu kelimenin manası “soluk, solgun, sarımtırak”tır. Bu kelime Kaşgarlı’nın eserinde de “kırmızı ile sarı arası bir renk” olarak geçmektedir.

 

Kökenleri

Birkaç kişi dışında bütün tarihçiler Kıpçakların bir Türk boyu olduğunda birleş­mektedirler.

Kıpçaklar üzerine ilk defa geniş bir araştırma yapan bilim adamı Marguart’tır. Marguart Kumanları Uzak Doğuda Amur nehri dolaylarında yaşadığını ileri sürdüğü Murga adlı bir Moğol kavminin Kun kabilesine bağlamaktadır. Ancak onun kaynaktaki birçok kelimeyi yanlış okumasından dolayı bu konuda­ki fikirleri kabul görmemiştir. Daha sonraları ise onun yaptığı yanlışlar bazı tarihçiler tarafından düzeltilmiş ve Kumanların Moğollara dayandığı fikri be­nimsenmemiştir.

Kumanların ırki özellikleri bazı araştırmacıları, Kumanlar ile Ari ırkları arasında ilişki kurmaya sevk etmiştir. Türkleri gerek soy gerekse kültür bakımından Moğollardan pek ayıramadıkları bilinen Marguart, Pelliot, Barthold ve Rassovsky gibi batı­lı bilginler, tam Türk olarak saymadıktan Kuman-Kıpçak tipinin nihayet Moğol böl­gesinde Türkleşmiş bir Hint-Avrupalı kavimden ileri gelebileceği üzerinde durmuş­lardır.

Bahaeddin Ögel, Kıpçakları Kuzey Türklerinden kabul eder.

Ona göre, Kuzeyba­tı Sibirya’da İrtiş nehri ile Ural nehri arasında yaşayan Türkler için genel olarak Kıpçak adı kullanılmıştır. Kaynaklarda Kimek, Kun gibi Türk zümreleri yanında zaman zaman Başkurt, Uz ve As gibi müstakil sayılan boylar da Kıpçaklar içerisinde veya onlarla birlikte zikredilmişlerdir. Bazı tarihçilere göre de Kıpçak, Kanglı, Ki­mek ve Kun gibi kabileler geniş anlamda Kıpçak zümresinin ayrı şubelerinden iba­rettir.

Rassovsky, IX. ve X. yüzyıllarda İrtiş ve Ural arasındaki Kimek adlı Türk kavmini Kuman olarak değerlendirmektedir. Ona göre bunların bir oymağı Kıpçak idi. X. yüzyıldan itibaren Kıpçak adı bütün Kimeklere verilen bir isim olmuştur. Kıpçakları Batı Göktürk topluluklarından bir kütle olarak görenler­de vardır. Bunlar da Kıpçakları İrtiş boylarındaki Kimeklere dayandırmakta­dırlar.

Türk mitolojisine göre Kıpçaklar, Oğuz Hanın bir evlatlığı idiler. Oğuz Han Destanı’na göre, Kıpçak’ın babası bir savaşta ölünce Oğuz Han Kıpçak’ı evlatlık olarak almış ve yetiştirmiştir. Oğuz Han, Kıpçak büyüyünce kuzey bölgelerinin idaresini ona vermiştir. Böylece bu bölgeler Kıpçak’ın soyundan gelen Kıpçak Türkleri ile dolmuştur. Sonuç olarak birkaç tarihi dışında tüm tarihçiler menşe itibariyle Kıpçakların Türk oldukları konusunda hem fikirdir­ler. Oğuz Destanında geçen Kıpçaklarla ilgili bilgilerde bunu destekler nitelik­tedir.

Tarih itibariyle, ortaya çıkışlarında ortak bir görüş bulunmayan Kapçakla­rın, XI. yüzyılın ortalarından itibaren Kiev Rusya’sı sınır boylarında görünme­lerinden Moğol istilasına kadar süren yaklaşık iki yüz yıllık bir süre Avrasya step bölgesine hükmettiği anlaşılıyor. Kıpçaklar belirtildiği gibi çeşitli bölge­lerde ayrı ayrı etkili hamleler yapıp Türk tarihinde önemli bir yer tutmalarına rağmen büyük bir boy birliği olarak hiçbir zaman belirli bir merkez etrafından toplanıp güçlü bir siyasi birlik meydana getirememişler ve bağımsız bir Kıp­çak devleti kuramamışlardır. Bunun en önemli sebeplerinden birisi, Kıpçak boylarının koyu göçebe olmaları yani göçebelik gelenek ve usullerini titizlikle muhafaza etmeleridir.

Son Yazılar

Leave a Comment