Şeyh Bedrettin, Düşünceleri ve İlk Sosyalist Hareketler

Hakkında çok fazla kaynak olmamasına karşın, Şeyh Bedrettin, sağlam bir medrese eğitimi görmüş, daha sonra da tasavvuf yolunu seçerek, ünlü bir mutasavvıf olmuştur.

Ancak XV. Yüzyıl başında Fetret döneminin kapandığı sırada, Osmanlı devletine karşı olan bir başkaldırma hareketinin önderliğini yapmıştır.

 

Bu hareket, devletin temsil ettiği medrese zihniyetine, Sünni anlayışa karşı, Şii ve Batıni eğitimleri de temsil eden bir tasavvuf düşünürünün, bir kısım yoksul halkla birlikte yaptığı bir başkaldırma niteliği taşımaktadır.

 

Şeyh Bedrettin, Osmanlı’da yaşayan insanlar arasında din farkını ortadan kaldıracağını, haram sayılan bazı şeyleri helal kılacağını belirtmekteydi. Ayrıca insanlar arasında, eşler dışında her şeyin ortak olması gerektiği gibi bazı düşünceler ileri sürmüştü.

Bu düşünce ve hareketleri ile Şeyh Bedrettin, kuşkusuz sosyalist bir düşünce tarzı geliştiriyordu.

 

Ancak önemli bir husus vardır ve belirtmek gerekir ki, Bedrettin devlet yönetiminde Kadıasker rütbesinde görev yapmış bir kişidir. Bu nedenledir ki, yöneticiler arasında da taraftarları bulunmakta idi.

Şeyh Bedrettin

Timur olayının yol açtığı ekonomik sıkıntılar, iş darlıkları da, onun düşünce ve eylemlerine elverişli bir ortam hazırlamıştı.

 

Profesör Fahri Fındıkoğlu’na göre, “Bedrettin, Rönesans arifesine düşen Sosyalizm tarihinin sahifeleri arasında yer alabilecek bir Türk düşünürüdür. Müslüman doğu kültür tarihinin çığır açmış bir düşünüdür.” (Sosyalistler II, Şeyh Bedrettin, İstanbul, 1965)

 

Onun ütopist, bilimsel, ahiki ya da ekonomik sosyalizmlerden hangisine mal olabileceğinin gerçekten bir problem olduğunu belirten Fındıkoğlu, şöyle demiştir. “Şeyh Bedrettin’in geniş, müphem ve edebi bir sosyalizmin şahsiyetleri arasına gireceği, ilk sosyalist kişiliklerle birlikte zikretilmesi gerektiği aşikardır.” Demiştir.

 

İşte Şeyh Bedrettin belirtilen bu başkaldırısından sonra, özellikle Fatih döneminden sonra, medresenin tayin ettiği bu Sunni anlayış, devlet hayatına egemen olmuştur. Devlet kadrolarına da medrese mezunları tayin edilmişlerdir.

 

Bununla birlikte şeyhülislamlık, müftülük, kadılık gibi önemli yerlere atanan kimselerin, Osmanlı sosyal hayatında var olmakta devam eden medreseli – tekkeli tartışmasında adeta laik bir devlet memuru gibi tarafsız davranmaları istenmiştir.

[embedyt] https://www.youtube.com/watch?v=ZSeB1Uk58Ls[/embedyt]

Kaynak: Türkiye Tarihi Cilt 2 – Osmanlı Devleti 1300 – 1600 –CEM/TARİH Yayınları

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir