Ekim Devrimi – Ekim Devrimi Nedir, Sovyetler Tarihinde Yeri Nedir ?

Ekim devrimi, özetle Çarlık Rusyası’nın yıkılıp Sovyetler Birliği’nin kurulması olarak belirtilebilir. Ekim Devrimi’ni incelemeden önce, Çarlık Rusyası’nın yıkılmadan önceki durumunu bir inceleyelim. 20. yüzyılın başında Rusya, büyük devletler arasında yerini almış bulunuyordu. Tabii bu dışarıdan görünen yüzüydü. Ülke, içinde çıkan sorunlarla boğuşuyordu. Yaşanan ekonomik sıkıntılar, büyük köylü nüfusunun akın ettiği şehirlerde yaşanan sefalet ve Çar’ın otoriter ve baskıcı yönetimi, hoşnutsuzlukların ve sıkıntıların her geçen gün artmasına neden oluyordu. Devrim, ilk olarak 1905’te kendinden bahsetmeye başladı. 1905 Ocak’ın 22’sinde Papaz Gapon’un örgütlediği yaklaşık 200 bin insan, yaşadıkları sıkıntıları aktarmak için Kış…

Wilhem Röntgen ve X Işınlarının Bulunuşu

Wilhem Conrad Röntgen tarafından bulunan X Işınları, aslında gerçekten bulunmak için bulunmamıştır. Peki bu cümle ne demek ? Röntgen’in asıl amacı, içi boş bir cam tüpün içine yerleştirilen çeşitli parçalarda elektriğin etkilerini araştırmaktı. Deney esnasında katottan kopan elektronlar anota ulaşamadan cama çarptı ve “floresan” adı verilen ışık parlamaları meydana geldi. Deneyi karanlık ortamda test etmek için odayı kararttı ve tüpü siyah karton ile kapladı. Akabinde deney tüpünden 2 metre uzaklıkta “baryum platinocyanit” adlı bir maddeye sarılı olan bir kağıtta bir parlama fark etti. Deneyi defalarca tekrarladı. Bulduğu şey, mat yüzeylerden…

Susurluk Kazası • Devlet – Siyaset – Mafya Üçgeninin Ortaya Çıkışı

Yıl 1996, aylardan Kasım. İlk başta görünen basit bir trafik kazası, derine indiğimizde karşıya çıkan derin devlet. Bu yazımızda sizlere Susurluk Kazası’nı anlatacağız. 3 Kasım 1996’da, Balıkesir’in Susurluk ilçesine 7 km uzaklıktaki Uçakyolu mevkiinde bir kaza oldu. Akşam saatlerinde meydana gelen kazada İstanbul Polis Okulu Müdürü Hüseyin Kocadağ, Mehmet Özbay sahte kimlikli Abdullah Çatlı ve Melahat Özbay sahte kimlikli Gonca Us ölürken, DYP Şanlıurfa milletvekili ve Bucak aşireti lideri Sedat Edip Bucak yaralandı. Burdan anlaşılmaktadır ki, devlet – mafya – siyaset üçgeni belirgin bir şekilde ortaya çıkmıştır. Biraz Çatlı’dan söz…

Bulgaristan Cumhuriyeti – Kuruluş ve Tarihi

Bulgaristan toprakları, Osmanlı’nın ilk yıllarında, 14. Yüzyılda Osmanlı’nın hakimiyetine girdi. Aradan yıllar sonra, ülkenin kuzeyi 1878’de özerklik ilan etti ve ülkenin tamamen 1908’de bağımsız oldu. 1912 yıllarında Balkan Savaşları meydana gelmiş ve Bulgaristan birçok toprak kazanmıştır. Akabinde, Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında kaybeden Bulgaristan, daha sonra Sovyet hakimiyetine girerek 1946’da Bulgaristan Halk Cumhuriyeti kuruldu. 1955’te ülke Varşova Paktı’na üye oldu. Komunist rejimi 1990 yılına kadar sürdü. 1990’da SSCB’nin dağılmasıyla rejimin son bulması ile birlikte, İkinci Dünya Savaşı’ndan beri ilk defa çok partili seçime giden Bulgaristan Hükümeti, demokrasi ve Pazar ekonomisine…

Berlin Duvarı Nedir ? Berlin Duvarı Neden Yapılmıştır, Neden Yıkılmıştır ?

Berlin Duvarı Nedir ? Berlin Duvarı Neden Yapılmıştır, Neden Yıkılmıştır ? Berlin Duvarı özetle şöyle açıklanır: Doğu Almanya Meclisi tarafından, Doğu Almanya vatandaşlarının Batı Almanya’ya kaçmalarını ve göçlerini önlemek için 1961 Ağustos’unun 13’ünde yapımına başlanan 46 kilometre uzunluğunda bir duvar. Peki halk neden Batı’ya göç etmek istiyordu ? Yönetim baskıları, ekonomik problemler, kısıtlanma hissi ve korku gibi etkenler nedenler arasındaydı. Batı Almanya kapitalist, Doğu Almanya sosyalistti. Bu nedenle halk Batı Almanya’da çalışıp güzel para kazanırken Doğu Almanya’da yüksek hayat standartlarında çalışıyordu. Önceki Olaylar İkinci Dünya savaşı bitiyor, Almanya’nın başkenti Berlin;…

Lale Devri(1718-1730)

Osmanlıda 1718 Pasarofça Antlaşması ile başlayan ve 1730 Patrona Halil İsyanı ile son bulan on iki yıllık dönemin adıdır Lale Devri. Bu devir, zenginliğin, estetiğin, lüksün, sevk ve sefanın dönemidir. Halkta sınıflar arası farkların arttığı, zenginlerin çok zengin fakirlerin ise çok yoksullaştığı bir dönemdir. Lale Devri sanatıyla, dönemde yaşayan kıymetli isimleriyle oldukça kısa ama ilgi çekici bir dönemdir. Lale devrinde en göze çarpan özellik sanatta ve mimaride, genel olarak yaşamın tüm alanlarında Osmanlı’nın geleneksel özellikleri bir kenara bırakılarak Avrupa’dan alınan örneklerle yola devam edilmiş olmasıdır. Batılılaşmanın arttığı ve abartıldığı bir…

Kurtuluş Savaşında Bir Kadın Kahraman: Kara Fatma

Tarihin en meşru, en haklı savaşlarından Kurtuluş savaşı ile koca bir enkaz içerisinden çağdaş bir devlet ortaya çıkarmak için halk kadın, erkek, yaşlı, genç demeden tüm gücünü, varını ve yoğunu ortaya koymuştur. Bu akıllara kazınan bir milletin en kıymetli mücadelelerini içeren Türk Kurtuluş Savaşında sayısız isim vardır saygı ile anılması gereken. En az erkekler kadar gerek cephede gerek cephe gerisinde kadınlar da öyle mücadeleler verdiler ki kadının gücünün en güzel simgelendiği örneklerdir bunlar. Kocasıyla birlikte cephelerdeki savaşından, kurduğu 15 kişilik çetesiyle verdiği mücadelelere, Kurtuluş Savaşı’nda bir kadın kahraman: Fatma Seher…

Spartacus ve III. Köle Savaşı

Roma’nın güçlendiği zamanlar kölelerinse durumlarının daha da kötüleştiği dönemlerde savaş sonucu esir düşen aslen Trakya coğrafyasında doğduğu düşünülen bir gladyatör, ilerleyen zamanlarda Roma’da önemli bir isyanın baş kahramanı olmuştur. III. Köle savaşının çıkmasını sağlayan o önemli isim Galya’dan bir köle, gladyatör: Spartacus Tarihlerden tam emin olunmamakla birlikte Spartacus’un M.Ö 70’li yıllarda Roma’ya Galya’dan esir olarak gelen bir köle olduğu bilinmekte. Fiziksel olarak güçlü ve yeterli görülen her esir gibi o da gladyatör olarak dövüştürülmeye başlandı. Gladyatörler de birer köle oldukları için oldukça zorlu şartlar altında yaşamlarını sürdürmekteydiler. Bu şartlar altında…

Afife Jale: Sahneye Çıkan İlk Müslüman Türk Kadını

İstanbul’un Üsküdar semtinden orta halli bir ailenin çocuğu tarihe adını sahneye çıkan ilk Müslüman Türk kadını olarak yazmayı başardı. karşısına sunulan tüm imkansızlıklara rağmen pes etmeden ilerleyen nice güçlü Türk kadınından sadece bir tanesi o. Hayallerine, hedeflerine bağlı ve kendine inanan herkes gibi o da başardı. Yasaklara ve zorluklara baş eğmedi. O Afife… Afife Jale… Afife Jale’nin Hayatı 1902 senesinde İstanbul Üsküdar’da dünyaya geldi Afife. orta derecede bir ailenin çocuğuydu. İstanbul Kız Sanayi Mektebinde eğitim görmekteyken bile içinde durduramadığı tiyatro aşkı vardı. Dönemin özelliklerine bakılırsa Türk ve Müslüman kadınların sahneye…

Misak-ı Milli ve Atatürk’ün Misak-ı Milli Anlayışı

Tarihteki her savaşın iki temel ayağı bulunur. Savaşın görünen yüzü ve herkes tarafından en önemli kısmı olduğuna inanılan tarafı silahlı mücadele kısmıdır. En az silahlı mücadeleniz kadar teorik ve ilkesel bakışınızın net ve belirlenmiş olması da bu teori ve ilkelerin mantık ve öngörü ile belirlenmiş olması da büyük önem taşır. Mustafa Kemal Atatürk savaşa dair bu yaklaşıma gayet aşina bir komutandı. O silahlı mücadele kadar, savaşın teorik ayağıyla da ilgileniyor bu alanda da düzenli olarak çalışmalarda bulunmaktan geri kalmıyordu. Bu çalışmalardan birisi de Misak-ı Milli idi.   “Misak-ı Milli” dediğimiz…

Şeyh Bedrettin, Düşünceleri ve İlk Sosyalist Hareketler

Şeyh Bedrettin

Hakkında çok fazla kaynak olmamasına karşın, Şeyh Bedrettin, sağlam bir medrese eğitimi görmüş, daha sonra da tasavvuf yolunu seçerek, ünlü bir mutasavvıf olmuştur. Ancak XV. Yüzyıl başında Fetret döneminin kapandığı sırada, Osmanlı devletine karşı olan bir başkaldırma hareketinin önderliğini yapmıştır.   Bu hareket, devletin temsil ettiği medrese zihniyetine, Sünni anlayışa karşı, Şii ve Batıni eğitimleri de temsil eden bir tasavvuf düşünürünün, bir kısım yoksul halkla birlikte yaptığı bir başkaldırma niteliği taşımaktadır.   Şeyh Bedrettin, Osmanlı’da yaşayan insanlar arasında din farkını ortadan kaldıracağını, haram sayılan bazı şeyleri helal kılacağını belirtmekteydi. Ayrıca…

Kur’an Latin Alfabesiyle Doğru Okunur mu ? Atatürk’ün Tekirdağ Anısı

Babam anlatıyordu: Tekirdağ’da öğretmen bulunuyordum, aynı zamanda Muallimler Birliği reisiydim. Birden bana haber geldi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Hazretleri’nin Tekirdağ’a gelmiş olduklarını, muallim arkadaşlarla birlikte derhal oraya iştirak etmemiz gerektiğini bildirdiler.   Gittiğimizde Atatürk, etrafında bulunan zevatla görüşüyor, aynı zamanda onları teker teker Latin alfabesinden imtihan ediyordu. Fransızca bilenler başarı gösteriyor, bilmeyenler şaşkın şaşkın duruyorlardı. Bu durum karşısında Atatürk, hazır olanlara hitaben: “Şimdiye kadar hazırlanmalıydınız.” diye bir serzenişte bulundular. Bunun üzerine hakikatı açıklamanın lazım olacağını düşündüm ve kendisini selamladıktan sonra:   “Paşa Hazretleri,” dedim; “evet, buyurduğunuz gibi, bizleri hazırlanmış görmediniz.…

Galileo Galilei ve Teleskobun İcadı

Galileo’nun evde yaptığı teleskop, Dünya’nın Güneş etrafında döndüğüne ilişkin kanıtlar sunarak Kilise’nin öğretisine meydan okudu. Astronom Galileo Galilei, miladi 7 Ocak 1610’da yeni imal ettiği teleskobunu gökyüzüne çevirdiğinde, bir ışık noktası gördü. Baktığı bu nokta Jüpiter’di. Bu noktaya bir de dört küçük yıldız eşlik ediyordu. Bunlar, gerçekte dev gezegenin etrafında dönmekte olan aylarıydı. Galileo’nun gördüğü bu manzara, gökteki tüm cisimlerin Dünya’nın etrafında döndüğünü varsayan, Kilise’ye ait geleneksel anlayışa aykırıydı. Evrenin doğasıyla ilgili geleneksel inanışlar katıydı ve uzun zamandır hüküm sürmekteydi. Katolik Kilisesi ve üniversiteler 300 yıldan beri, Eski Yunanlılar tarafından…

Lozan Barış Antlaşması – Nedenleri ve Sonuçları

Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, Lozan gibi kesin barışın yapılması bir yıl kadar sürmüştür. Barış görüşmelerine katılmak üzere, Yusuf Kemal Bey’in istifa ettirilmesiyle boşalan Dışişleri Bakanlığı’na 26 Ekim 1922 tarihinde İsmet Paşa atanmıştır. İtilaf devletlerinin, toplanacak barış konferansına İstanbul hükümetini de çağırmaları, padişahlığın kaldırılmasının hızlanmasına neden olmuş ve 1 Kasım 1922 tarihinde saltanat kaldırılmıştır. Böylelikle üstünde yalnızca halifelik ünvanı olan VI. Mehmet Vahidettin, can güvenliği olmadığını iddia ederek yurtdışına kaçmış ve İngilizlere sığınmıştır. Onun yerine, TBMM tarafından, Milli Mücadeleye karşı hemen her zaman olumlu davranan Veliaht Mecit Efendi halife seçilmiştir. Bu arada,…

Insanlık Tarihinin Doğuşu ve İlk Yazılı Kaynaklar

Ortadoğu’da uygarlığın başlangıcından kalma kil tabletler, insanlık tarihinin, insan yaşamının ve eserlerinin ilk yazılı kayıtlarını taşıyor.   Milattan önce 2500 civarında, Sümer kent-devleti Lagaş’ta Ur-Nanşe olarak bilinen bir lider iktidara geldi. Ur-Nanşe’nin dönemindeki etkisini, bir kil tablette yazılanlar ile anlayabiliriz:     “Dilmun gemileri yabancı ülkelerden ona haraç olarak kereste getiriyorlardı.” Bu cümle tarihçileri çok ilgilendirmektedir. Bu tablet, kesinlikle en eski yazıt olmamakla beraber, tarihi bir olayın yazıyla kaydedilmesinin, insanlık tarihi açısından ilk örneklerinden biridir.   Kente dayalı kültürlerin ilkini yaratan Sümerler milattan önce 3500 civarında, bugünkü Irak’ta Fırat ve…

Kutsal Su Rakı – Eski Türklerde İçki Kültürü

Köksel bütünlükleri kavramadan, Türk inanç yapısını ve kültürünü tanımak olası değildir. Bu özgün kültürel derinlik, Türk toplumunun doğa tutkusunu da açıklığa kavuşturmaktadır. Rakı gibi içkiler, eski şaman Türk toplumlarında sağlık alanında kullanılmaktaydı. Her ne kadar ilkel olsa da, bu yalın insancıl yaşam anlayışı, bugün Avrupa’nın ilgi alanındadır. Şaman, bilinçaltını açığa çıkaran bir uzman hekimdir. Tütsüler, danslar ve müzik bu nedenle törenlerin araçlarıdır.   Bu törenlerde olsun, diğer gelenek ve göreneklerde olsun “Rakı” temel içecektir. O, adeta bir toplumsal simgedir. Ölü definlerinin ardından, ölü evinde yemek yeme geleneğinde rakı da vardır.…

Kürdistan İdeali ve Şeyh Said İsyanı

İsyanın nedenlerinden biri olan, sınırları belli edilmiş Kürdistan Devleti

Abdulhamit zamanından beri bir Kürdistan ideali mevcuttu. Buna vakıf olan Abdulhamit, bir taraftan Kürtler’i, Ermeniler’e karşı bir denge unsuru olarak elde bulundurmak, bir taraftan da onların kötü emellerine mani olmak için Kürt ileri gelenlerinin gönlünü okşardı.   Bu nedenle onlara rütbeler, imkanlar vermiş, Kürtlerin harekete geçmelerine mani olmuştur fakat Kürdistan ideallerinin gerçekleşmesine de zemin hazırlamıştır.   1917’den sonra, İngilizler’in kendi menfaatleri için, Kürt ileri gelenleri nezdinde “Kürdistan devleti kurmaları, bu hususta harekete geçilirse kendilerine yardım edileceğini vadetmeleri” Kürtlere cesaret verdi ve birçok Kürt cemiyetleri kuruldu. Bunlar arasında en meşhuru “Kürt…

2001 Krizi ve Kemal Derviş Kanunları

Türkiye’nin “Kara Çarşambası” olarak da bilinen 2001 krizi, ülkede büyük değişikliklerin yaşanmasına neden olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük ekonomik krizi olarak tarihe geçmiştir. Oluşma nedenleri 90’lı yılların ortalarından beri süregelse de yaşanan siyasi kriz, pimi çeken son nokta olmuştur. Yani 2001 krizi nedeni, sanıldığı aksine Ecevit – Sezer gerginliği değildir. Bu gerginliğin patlak vermesi, bardaktan taşan son damla olarak ele alınabilir. Nedenlerini genel olarak ele alacak olursak; Körfez Savaşı, 1994 krizinden arta kalanlar, 1998 Rusya krizi, Marmara ve Düzce Depremleri ile büyüyüp, Ahmet Necdet Sezer ve Bülent Ecevit arasındaki siyasi…

Transistör İcadı ve Silikon Vadisinin Temelleri

Elektronik cihazların hayatımızın her alanına girdiği dijital çağın doğuşu, New Jersey’de, 16 Aralık 1947 günü öğle tatili dönüşü gerçekleşti. Bell Labs’teki iki bilimci, biraz altın şerit, bir parça yarı-iletken madde ve bükülmüş bir ataşla minik bir cihaz yaptılar. Doğru şekilde kıpırdatıldığında elektrik akımını güçlendirebiliyor, açıp kapatabiliyordu. Transistör adı verilen bu cihaz, 1800’lerin ortasında temeli atılan bilgisayar biliminin orta çağa geçmesi, dijital çağın ise buhar makinesi olacaktı. Transistör icadı ve takip eden yenilikler sayesinde milyonlarcasının minicik mikroçiplere sığdırılabilmesi, binlerce ENIAC’ın işlem gücünün roketin ucuna, dizlerimizin üstündeki bilgisayarlara, hesap makinelerine ve cep…

İstiklal Hareketleri ve 1804 Sırp İsyanı

Sırp İsyanı, Osmanlı içindeki ilk isyan hareketlerinin başlangıçlarından biri olarak algılanabilir. Bir taraftan Osmanlı’nın içler acısı hali, bir yandan Avrupa’nın dev adımlar ile tekamül etmesi, Fransız İhtilali’nin etkisinin sınırlarımız içinde giderek yayılması, diğer yandan önemli jeopolitik konumlarda gözü olan devletlerin devamlı tahrikleri, Osmanlı sınırları içinde İstiklal Hareketleri’ni doğurmuştu. Sırbistan devleti, 1460 yılında Fatih zamanında yapılan üç sefer sonunda idaremiz altına alındı. Küçük çaplı isyanlar dışında, 1804 yılına kadar müstakil bir devlet çıkarmak için isyan çıkarmamışlardır. Çünkü Sırplılar da, diğer milletler gibi din, dil, idare, kültür bakımından tamamen serbest bırakılmışlardır. Kendi…

Türk Uçak Tarihi ve Vecihi Hürkuş

Türk Uçakları

Vecihi Hürkuş dan bahsetmeden önce Türk hava tarihinde neler yaşanmış, kısaca inceleyelim. Vecihi Hürkuş, 14 ayda arkadaşlarının yardımıyla sadece motoru Yunanlardan kalma uçaklardan temin ederek ilk yerli uçağı yapmıştır. Askeri vesayet altında yapılan bu uçağa Vecihi K-6 adını vermiştir.   Teyyare Motor Türk Anonim Şirketi, tarihler 15 Ağustos 1926’i gösterirken Türk Teyyare Cemiyeti ve Alman hava şirketi ortaklığıyla açılmıştır. Bu şirket, on binlerce uçak üretmiştir. Eskişehir’de kurulan bakım ve revizyon atölyesi, fabrika olarak adlandırılmıştır. Akabinde bazı uçakların montajları da burada gerçekleşmiştir. 1936 yılında Nuri Demirağ, İstanbul Beşiktaş’ta uçak atölyesini kurmaya…

Amiral Nelson ve Abukir Baskını

Amiral Nelson 29 Eylül 1758 yılında dünyaya gelen Amiral Nelson bu zamana kadar süren İngiliz hakimiyetinin temelini atan kişi olarak tanınmaktadır. İngilizlerin en çok sevdiği ve önde gelen kahramanlarından olan Amiral Nelson Abukir Savaşı’nda göstermiş olduğu kahramanlık sonrasında 3. Selim tarafından ödüllendirilmiş ve Osmanlı tarihinin ilk nişanı olan Osmanlı Hilali’ne layık görülmüştür. Tarihte isminden oldukça çok bahsedilen ve yaşadığı büyük savaşlar ile aldığı galibiyetler ile günümüzde de tanınan Amiral Nelson birçok tarihçi tarafından benimsenmekte ve sevilmektedir. Napolyon ile yaptığı büyük savaş sonrasında onu mağlup ederek ülkesine büyük bir zafer ile…

Patrona Halil İsyanı – Arnavut Ayaklanması

Osmanlı devleti birçok isyan ve istila yaşamıştır. Bu isyanlardan en önemlileri arasında Patrona Halil İsyanı da bulunmaktadır. 28 Eylül 1730 yılında başlayan bu isyan, Patrona ismi nedeni ile bir halk ayaklanması olarak bilinmektedir. Bu isyanı başlayan Patrona Halil aslen bir Arnavut’tur. Rumeli ve Leventlikte de yeniçerilik yapan Patrona Halil Vidin’de ortaya çıkan yeniçeri ayaklanmalarına katıldığı için idam cezası almıştır. Ancak idam cezasından kısa bir sürede kurtulan Patrona Halil, İstanbul’a gelmiş ve gönüllü olarak yeniçeriliğe devam etmiştir. Sürekli olarak alkol aldığı için İstanbul’da meyhaneler ile arasının iyi olması isyancıları buralardan topladığını…

Vak’a-yı Hayriye – Yeniçeri Ocağı’nın Kaldırılması

Her devlette ve imparatorlukta, devlete bağlı kurumlardan biri isyan çıkartıp içişlerini zora sokmuştur. Osmanlı Devleti içinde Yeniçeri Ocağı bu örneği kapsar. Asırlar boyu Yeniçeri Ocağı’nın Osmanlı Devleti’ne çıkarttığı zorluklar yüzünden, artık bu ordunun ilga edilmesi 19. Asırda zaruret haline gelmişti. İmparatorluğun bekası için, talimli bir orduya olan ihtiyaç her geçen gün artıyordu. Bu fikirde olanların başında II. Mahmut vardı. II. Mahmut yeniçeri isyanı sonunda tahta çıkarılmış, sonra da IV. Mustafa’yı katletmek suretiyle tahtta kalabilmişti. 1821 – 1825’e kadar koca imparatorluğun orduları, yani yeniçeriler, ne de olsa derme çatma olan Rum…

Grek Projesi – Elen Devleti Ütopyası

Rusya İmparatoriçesi II. Katerina’nın, 1779’da bir erkek torunu doğmuş ve ismini kasden “Konstantin” koymuştu. (Konstantin bir yerden tanıdık geliyor mu ?) Hayalinde canlandırdığı Elen Devleti’nin başına, torununu getirmek istiyordu. Bu Ellen Projesi için, gizli bir taksim projesi hazırlandı. Eflak ve Buğdan “Daçya” ismi çatısında birleştirilecek, Avusturya himayesine verilecekti. Bosna, Sırbistan ile Banat ve Küçük Eflak Avusturya’ya ilhak edilecekti. Ege Denizi’ndeki bazı adalar Bulgaristan’a, sahil boyunca Dinyester’e kadar olan arazi Rusya’ya ilhak ediliyordu. Geride kalan Osmanlı arazisinden, bilhassa Avrupa ve Anadolu’daki arazi birleştirilerek merkezi İstanbul olmak üzere bir Elen Devleti (Helen…

Antik Mısır’da Hayvan Mumyalama Kültürü

Hemen hemen hepimiz, yıllar öncesinde Mısırlıların insanları mumyaladığını biliyoruz. Bu mumyalama kültürünün temel dayanağı, Mısırlıların inandığı ölümden sonra yeniden diriliş için ölen kişiyi hazırlamaktı. Tanrıları Osiris’in öldükten sonra birleştirilen parçalarıyla dirildiğine inanan Mısırlılar mumyalama kültürünü fazlasıyla benimsemişler ve önem vermişlerdir. Tamam, insanları mumyalıyorlar ve ölümden sonraki yaşama hazır hale getiriyorlar. Fakat, Hayvanlar neden mumyalanıyordu ? Antik Mısır’da, hayvanların mumyalanması ile ilgili girişimler milattan önce ilk yüzyıldan Hristiyanlığın gelişine kadar yayıldı. Sebebi ise şuydu: Tapınakları ziyaret edenler, inanmış oldukları tanrılarına adak olarak hayvan mumyaları ve hayvan mumya tabutları sunabiliyordu. Yeni Mumya…

Augusta Lovelace Ada – Bilgisayar Tarihini Başlatan Konte

Fark Makinesi

Elimizde, karşımızda, dizimizin üstünde duran; genel olarak bilgisayar diye tanımladığımız cep telefonlarının, tabletlerin, laptopların nasıl bir geçmişe sahip olduğunu hiç düşündünüz mü ? Düşündüyseniz, ne kadar eskiye dayandığını hiç düşündünüz mü ? Bilgisayar tarihi, gizemlerle dolu. O halde en baştan, bilgisayar tarihinin ikonu haline gelmiş Ada Lovelace ile başlayalım: Lovelace Kontesi Ada, 1800’lerde yaşayan bir kadın matematikçi. Sanatçı ruhlu, ince eleyip sık dokuyan biri. Onu çok yüksek mertebeye çıkarmaya çalışanların aksine büyük bir matematikçi değil fakat çok hırslı. Matematik hakkında şu sözleri sarfediyor: “Zayıf insan aklının, Yaratıcı’nın eserini en etkin…

Feodolite Nedir ?

Feodolite

Feodolite veya Derebeylik Sistemi Feodolite, diğer bir adıyla derebeylik sistemi, Orta Çağ Avrupa’sında siyasal ve sosyal yapıya egemen olan yönetim şeklidir. Anlam olarak toprağın mülkiyetini elinde bulunduran senyörler ile toprak kölelerinin oluşturduğu idari düzendir. Temeli eşitsizliğe dayanır. Bu yönetim şeklinin hakim olduğu bir ülkede, devletçikler iç işlerinde bağımsız hareket eden küçük siyasal yapılardan oluşmaktadır. Bu yüzden de güçlü bir siyasal yapının olmayışı feodal devletlerin parçalanmasını kolaylaştırmıştır. Ortaya Çıkışı Sebepleri Verdün Antlaşması’yla parçalanan Frank imparatorluğu, IX. ve X. asırlarda Normanların, Macarların ve Müslüman Arapların istilasına uğradı. Ülkede istikrar ve güven bozuldu.…

Kerbela Olayı

Kerbela Olayı Kerbela Olayı, 680’de, bugünkü Irak sınırları içindeki Kerbelâ şehrinde, Muhammed’in torunu Hüseyin bin Ali’ye bağlı küçük bir birlik ile Emevi halifesi I. Yezid’in ordusu arasında cereyan etmiştir. Muhammed’in kızı Fatıma’nın Muhammed’in kuzeni Ali’den olma oğlu İmam Hüseyin’in ölümü, Şiilerce her sene Aşûre Günü’nde yâd edilir. Sünnîler ise İslam’da matem yapılmaması kaidesine uyarak bu günleri ibadet yaparak ve Mevlid okutarak geçirirler. Olaydan önce baş gösteren ilk fitneden başlayalım. Osman’ın 656 yılında asiler tarafından öldürülmesinden sonra Ali halife olarak başa geçti. Bunun üzerine Osman’ın amcasının oğlu Muaviye ile Talha, Zübeyr, Aişe…

Dört Halife Dönemi | Ali

Ali Dönemi Ali bin Ebu Talib, İslam devletinin 656 – 661 yılları arasındaki halifesidir. Bin Ebu Talib diyoruz, çünkü kendisi İslam peygamberi Muhammed’in amcası Ebu Talib’in oğludur. Sunni inancına göre dört halife sonuncusu, Şii inancına göre imamların ilki ve Muhammed’in gerçek varisidir. Zaten Şii ve Sünni İslam arasındaki farklılaşmanın ana nedeni Muhammed’in gerçek vârisinin kim olduğu konusundaki görüş farklılığından ileri gelmektedir. Üçüncü Hâlife Osman ibn-i Affân âsiler tarafından öldürülünce, halk Ali’ye biat ederek onu hilafete seçti. Osman taraftarlarının bir kısmı onun katilini bulana kadar onu hâlife olarak kabul etmeyeceklerini söylediler ve…

Dört Halife Dönemi | Osman

Osman - Cami

Osman bin Affan Osman bin Affan dört halife döneminin üçüncüsü ve en uzun süre halifelik yapanıdır. 644 yılında 656 yılına kadar yapmıştır. Aynı zamanda İslam peygamberi Muhammed’in damadıdır. İlk Muhammed’in Rukiyye kızıyla evlenmiş, Rukiyye’nin vefat etmesiyle peygamberin diğer kızı Ümmü Gülsüm ile evlenmiştir. Halife olduğu dönemde İslam devletinin sınırları genişlemiş ve ilk İslam donanması kurulmuştur. Birçok ekonomik reform gerçekleştirilmiştir. Ayrıca ilk İslamî paralar da onun zamanında basılmıştır; bunlar üzerine Bismillah lâfzı (sözü) basılmış İran dirhemleri idi. Ayrıca Kabe ve Mescid-i Mesnevi de onun zamanında genişletilmiştir. Halifeliğinin ilk altı yılında İran’ın fethi tamamlandı, Trablusgarp ve Tunus feth edildi. Kafkaslar’a…

Dört Halife Dönemi | Ömer

Ömer

Ömer Dönemi (634 – 644) Dört halife döneminin Sunni inancına göre ikinci halifesi Hazreti Ömer’dir. Sunni inancına göre dedik, çünkü Şia’lar Ömer bin Hattab’ın halifeliğini tanımaz. Cesareti ve adaleti ile tanınır. Bu dönemde Bizans ile Yarmuk, Halep, Ecnadin, Demirköprü, Dathin, Firaz ve Qarteen muharebeleri yapıldı. Irak’ın tamamı ve İran’ın büyük bir kısmı fethedildi. Bu dönemde hilafet çok güçlendi çünkü çok adaletli bir hükümdarlık mevcuttu. Devlet memurları ve valiler her zaman kontrol edilir, mevkiler en iyi şekilde bölüştürüldü. Kendisi ise çok fakirdi, buradaki kaynağa göre aylık geliri sadece 16 – 20 dirhemdi.…

Dört Halife Dönemi | Ebubekir

ebubekir

Ebubekir Dönemi Yaşanan Gelişmeler Peygamberin ölümünden sonra İslam Devleti’nin başına birilerinin geçmesi gerekiyordu ve verilen kararlarla halifeler devlet başlarına geçti. Peki bu ilk dört halife kimdir ? İlk halife olan Hz. Ebubekir’den başlayalım. İlk halife İslam Peygamberi Muhammed’in kayınpederi olan Ebu Bekir’dir. Şii kaynaklarına göre Fatıma Ebu Bekir’in halifeliği konusunda Ömer ile aralarında geçen tartışma sonucu ölmüştür. Ebu Bekir başa geçtikten sonra, İslam’ın kutsal kitabı olan Kuran-ı Kerim kitap haline getirilmiştir. Sebebi Yemame Savaşında hafızların bir bir öldürülmesidir. Böylece Kuran ayetlerinin değişmeden günümüze kadar ulaşması sağlanması amaçlanmıştır. İslamiyet’ten dönenler (Ridde hareketi) ve sahte peygamberlik iddia edenlerle mücadele edilmiştir. Ecnadeyn…

Hudeybiye Antlaşması

Hudeybiye

Hudeybiye Barış Antlaşması Medine’de bulunan Müslümanlar, Mekke’ye gidip hem akrabalarını ziyaret etmek, hem de hac yapmak istediler fakat Mekkeliler Hz. Muhammed’in şehri alacağından şüphelenip bu topluluğu Mekke’ye sokmak istemediler. Bu gerginliğin sonucunda Medineli Müslümanlar ve Mekkeli Müşrikler Hudeybiye Barışı imzalandı. Antlaşmaya göre Hac ziyareti ertesi yıl yapılacaktı, Müslümanlığı kabul eden Mekkeliler Mekke’ye kabul edilmeyecek, Müslümanlıktan vazgeçerlerse Mekke’ye kabul edileceklerdi, on yıl süreyle iki taraf arasında savaş yapılmayacaktı. Barışın önemleri ise şunlardı; Mekkeliler, Müslümanları ilk kez hukuken tanımışlardı, Kureyşliler arasında İslamiyet hızla yayılmıştı, -Hz. Muhammed haccı ertesi yıl yapmaya karar vermişti. Mekke’de müslümanlar çoğalmaya başladı.…

Hendek Savaşı

Hendek Savaşı Hendek Savaşı, İslam tarihinde gerçekleşmiş olan ve tarihte Müslümanlar ile Kureyşlilerin yapmış olduğu üçüncü savaştır. Müslümanların Bedir savaşında sonra Mekkeli Kureyşlilere karşı kazanmış olduğu ikinci savaş olma özelliğine sahiptir. Miladi Takvime göre 31 Mart 625 yılında yapılmıştır. İsmini şehrin çevresine kazılan savunma hendeklerinden almıştır. Mekkeli müşriklerin Uhud savaşında tam anlamıyla bir zafer kazanamamaları ve Müslümanların bazı kervan yollarını ele geçirmeleri savaşın sebebi olarak gösteriliyor. Komutalar önceki savaşlarda da olduğu gibi Müslümanlarda Hz Muhammed, Kureyşlilerde Ebu Süfyan. Mekkeli müşrikler kendi kabilleri ile birlikte başka kabilelerden de paralı askerler almışlardır. Aynı zamanda…

Uhud Savaşı

Uhud Savaşı Uhud savaşı, İslam tarihinde gerçekleşmiş olan ve tarihte Müslümanlar ile Mekkeli Kureyşlilerin yapmış olduğu ikinci savaş olmakla birlikte aynı zamanda Müslümanların ilk kaybettiği savaş olma özelliğine sahiptir. Uhud Savaşı Miladi Takvime göre 23 Mart 625 yılında yapılmıştır. Savaşın yapıldığı yer Medine’ye yaklaşık olarak 8-9 kilometre bir uzaklıkta bulunan Uhud dağı civarıdır. Uhud dağından dolayı bu ismi almıştır.   Sebepleri Savaşın temel sebebi bu savaştan yaklaşık olarak 1 yıl önce yapılan ve Müslümanların kazanmış olduğu Bedir savaşının intikamının alınmasıdır. Bununla birlikte Müslümanların güçlenmesini ve yükselişini önlemek amacı güdülmüştür. Müslümanlar yaklaşık…

İslam Dininin Doğuşu

İslam Öncesi Tarih ve İslam öncesi devirlerde insanlar, kendilerinden üstün saydıkları bazı hayvan veya putlara tapıyorlardı. Bu varlıklara kendi canlarını bile adak olarak verebiliyorlardı. İslam inancına göre Allah, insanları bu kötü durumdan kurtarıp, doğru yolda olmalarını sağlamak için peygamberler aracılığıyla dinleri gönderdi. Tek tanrılı dinlerin sonuncusu olan İslamiyet, Tanrı’nın elçisi (resul) olarak anılan Hz. Muhammed tarafından insanlara bildirilmiştir. İslam dininin ilkeleri Tanrı’nın meleklerinden Cebrail aracılığıyla indirilen kutsal kitap Kuran’da belirlenmiştir. Bu inancın temelini amentü (inandım) olarak da bilinen altı ilke oluşturur. Bunlar bir tek Tanrı olduğuna, meleklerine, gönderdiği kitaplara (Tevrat,…

İslamiyet’ten Önce Arap Yarımadası | Cahiliye Dönemi

İslamiyet'ten Önce

İslamiyet’in Doğduğu Yer : Arap Yarımadası Arap Yarımadası, yani Mekke ve Medine’nin bulunduğu yer, Hz. Peygamber’e İslam dininin ilk indiği ve ilk yayılmaya başladığı yerdir. Bu bölgenin en önemli bölgeleri Hicaz, Yemen ve Necid’di. Bu yarımada, tarım ve hayvancılık ile geçimini sağlıyordu. Mekke ve Medine taraflarından ticaret yollarının geçmesiyle birlikte ise ekonomik olarak bu yörelerin iyi olduğunun göstergesiydi. İslamiyet’ten Önce Arabistan’da İslam öncesinde yıldızlara, güneşlere tapan insanlar, putperestler, Hristiyanlar, Museviler ve Hz. İbrahim’in dinine mensup Hanifler bulunuyordu. Bu yarımadada yaşayanların yaşayış şekilleri kabile biçimindeydi. Her kabilenin başında şeyh adı verilen…

Türk – İslam Tarihi Kronolojisi

Türk - İslam Tarihi Kronolojisi

Türk – İslam Tarihi Türk – İslam Tarihi, bilindiği gibi çok dolu bir tarihtir. Bu yüzden bu doluluğu özetleyip kısaltarak bir Türk – İslam Tarihi kronolojisi açma gereği duydum. İyi okumalar. Milattan Önce 220:  Büyük Hun Devleti’nin kuruluşu. 214:  Çin Seddi’nin yapımının tamamlanması. 209:  Mete’nin Hun Devleti’nin başına geçmesi. 174:  Mete’nin vefatı.  60:   İpek Yolu’nun Çin denetimine girmesi.  58:  Hun İmparatorluğu’nun Doğu ve Batı Hunları olarak ikiye ayrılması.  36:  Batı Hun Devleti’nin yıkılması.  18:  Doğu Hunlarının yeniden güçlenmeleri ve bağımsızlıklarını kazanması.   0:   Hz. İsa’nın doğumu ve miladi…

Arap Alfabesi

Arap Alfabesi

Arap alfabesi, Latin alfabesinin dışında dünyada yazı dili olarak benimsenmiş ve kullanılmış olan yazı sistemidir. İslam dinini benimsemiş olan ülkelerde kullanılmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu da bu alfabeyi kullanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti ise 1928 yılında Latin alfabesine geçiş yapmıştır. Geçmesi mantıklı olmuş çünkü arap alfabesinin yazımı aşırı zordu, ayrıca yazılışı ve okunuşu farklıydı. Bu yüzden de tahmin edilebileceği üzere Osmanlı’nın okuma – yazma düzeyi düşüktü. Arap alfabesi tarihsel gelişimi nasıldır? Bu alfabenin MS. 2. ve 4. yüzyıllar arasında Nebati yazısından geliştiği bilinmektedir. Günümüze ulaşmış olan en eski yazı örnekleri MS. 6. yüzyıla aittir. Alfabe…

İlk Müslüman Türk Devleti : Karahanlı Devleti

Karahanlı Devleti

Karahanlı Devleti, Uygur Devleti’nin yıkılmasından sonra Karluk, Yağma ve Çiğil Türkleri tarafından Türkistan’da kurulmuştur. Kurucusu Bilge Kül Kadir Han’dır. Devlet 932 yılında Satuk Buğra Han zamanında İslamiyet’i resmen kabul etmiş ve Yusuf Kadir Han döneminde de en parlak dönemini yaşamıştır. Bu nedenle Karluklar’ın kurmuş olduğu Karahanlılar, ilk müslüman Türk Devleti olarak geçerler. İlge Han zamanında Gaznelilerle birlikte Samanoğlu Devleti’ne son veren Karahanlılar, daha sonra Horasan için Gaznelilerle savaştı ancak başarılı olamadılar. Taht kavgaları sonucu Doğu Karahanlılar ve Batı Karahanlılar diye ikiye ayrıldılar (1046). Doğu Karahanlılar 1130’da Karahıtaylar; Batı Karahanlılar ise…

Kuman – Kıpçaklar

Kıpçaklar

Kıpçaklar (MS. 8 YY den itibaren görülmeye başlanmışlardır) Kıpçaklar’ın kelime kökeni olan Kıpçak, bir Türk kavmi ve bu kavmin rehberliği altında kurulan kavimler birliği­nin adıdır. Uygur vesikalarında bir şahıs adı olarak geçen bu kelime, Kaşgarlı Mahmut’un eserinde Kıvçak şeklinde geçmektedir. Kuman kelimesini açıklayacak olursak aslen Hakas-Altay Türkçesi grubunda gö­rülen bu kelimenin manası “soluk, solgun, sarımtırak”tır. Bu kelime Kaşgarlı’nın eserinde de “kırmızı ile sarı arası bir renk” olarak geçmektedir.   Kökenleri Birkaç kişi dışında bütün tarihçiler Kıpçakların bir Türk boyu olduğunda birleş­mektedirler. Kıpçaklar üzerine ilk defa geniş bir araştırma yapan bilim…

Kimmerler

Kimmerler'den Conan

Kimmerler Kimlerdir ? MÖ 14 ve MÖ 10’uncu yüzyıllardan MÖ 8’inci yüzyılın ilk yarısına kadar İdil Nehri’inden Karadeniz’in kuzeyine doğru yayılan geniş bir alanda Kimmerya’da yaşamış savaşçı bir ulustur. Korkusuz ve cesur savaşçılar olarak ün salmışlardır. Savaşçı bir toplum olmaları gerekçesiyle kılıç kullanmada, ok atmada ve balta kullanmada ustaydılar. Kimmerya, MÖ 8’inci yüzyılın ortalarında İskitler’in (Sakalar) eline geçince, yerlerinden olan Kimmerler büyük kafileler halinde güneye inerek Kafkaslar’daki Demir Kapı ve Derbent geçitlerini aşarak Doğu Anadolu’ya girdiler. At üzerinde savaşan Sakalar, yaya olarak savaşan Kimmerlere karşı üstünlük sağlamışlardı. MÖ 714’te Urartu…

Yüeçiler

Yüeçiler - Türklerin Simgesi Kurt

Yüeçiler hakkında yeteri kadar kaynak bulunmamaktadır, en çok kaynak Çin tarihçelerinde görülmektedir. Çin tarihlerine göre Yüeçiler, Batı Türkistan’a gelişlerinden bir asır sonra Afganistan ve Hindistan’a giderek Kuşan devletini kurdu. Fakat Çinliler onları yine eskisi gibi “Büyük Yüeçiler” olarak adlandırmayı sürdürdü. Çünkü Çinliler batıya göç etmeyip Tibet’in kuzey dağlarında, Kansu’da kalan Yüeçilere “Küçük Yüeçiler” ismini vermekteydi. Bunlar hakkındaki ilk bilgiler M.Ö. 121 tarihine aittir. Buradan onların M.Ö. 130 tarihindeki yenilgi üzerine herhangi bir sebeple Vusunların önünden kaçmayıp onların hakimiyetinde yaşamayı kabul eden Yüeçiler olduğu anlaşılmaktadır. Yüeçi’lerin etnik köken itibariyle Türk olduğu…